Yazarlar

Ulusal

Bölgesel

Haber Siteleri

Dergiler

TV Kanalları

Radyolar

İtalya

Fransa

İspanya

İngiltere

ABD

Almanya

İletişim

 

Diyet Yapanların Uyması Gereken Altın Kurallar

Her pazartesi başladığınız diyetlerin bir türlü sonu gelmiyorsa ya da yılın yarısını aç gezdiğiniz halde etrafta dolaşan incecik insanlara kıskanç gözlerle bakmaya devam ediyorsanız bu işin içinde sadece yanlışlık değil aynı zamanda diyetinizi sabote edici etkenler var demektir. Hayatınızın yarısı çikolatalara imrenerek bakmakla mı geçti ya da her tatlı yediğiniz bir gün için üç gün pişmanlık duyduğunuz halde yine de değil bir kilo bir gram bile veremiyorsanız bu duruma bir son vermenin vakti geldi demektir. Diyetlerinizin işe yaramadığını düşünerek beslenme düzeninizi değiştirmeden önce derinlemesine bir araştırma yapmalı yanlışın nerede olduğunu öğrenmelisiniz.

Şimdi şu soru aklınıza gelebilir !

Yaptığım yanlışları nasıl belirleyebilirim ? Merak etmeyin cevabı gayet basit. İşte diyet yapanların yapmaması gerekenler:

Hızlı yemek

Hızlı yemek yemek kilo almanıza neden olur bu nedenle yavaş yemelisiniz. Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geliyor. Bu şekilde tat alma duyusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor.

Teknoloji

Diyetlerinizin bir işe yaramamasının en büyük etkenlerinden biri hareketsiz yaşamdır. Eskiden bir arkadaşınızla görüşmek için belki de 10 ya da 15 dakika yürürken şimdi sadece mailleşerek görüşmüş kadar oluyor ya da internet üzerinden sohbet edebiliyorsunuz. Böyle olunca da hareket yerine oturmayı seçiyorsunuz.

Tatlandırıcılar

Kilo almamak için sürekli şeker yerine tatlandırıcı kullanıyor olabilirsiniz. Fakat yapılan araştırmalar yapay tatlandırıcıların alınan doğal kalori alımı konusunda vücudu kandırdığını ve bu nedenle de daha fazla şeker kullanma isteğini ortaya çıkardığını gösteriyor.

Sebzeler

Sebzelerinizi ve salata malzemelerinizi iyi yıkadığınızdan emin olmalı ve organik olarak yetiştirilmiş olanları seçmelisiniz. Hormonlu sebze ve meyvelerden uzak durmalısınız.

Yağ oranı düşük yiyecekler

Yağ oranı yüksek ve düşük yiyecekler arasında aslında sanıldığı kadar çok fark yoktur. Yoğurt, süt ya da peynirde bu oran önemliyken yağ oranı düşük bir kek yemekle yağ oranı yüksek olanı yemek arasında hiçbir fark yoktur.

Stres

Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmemize yol açan kimyasal maddeler salgılar. Bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol eder ve sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi de budur.

Öğün atlamak

Her yemek yediğinizde metabolik hızınız iki saat içinde yüzde 20 - 30 artar fakat öğünleri atlarsanız metabolizmanız yavaşlar. Özellikle de kahvaltı yapmamak en büyük problemdir ve gece boyunca yüzde 5 yavaşlayan metabolik hızınız bir daha yemek yiyene kadar aynı hızda kalır.

Meyve suları

Früktoz seviyesi yüksek olan meyve suları iştahınızı açar. Bu nedenle taze meyve suyu içmek ya da meyve yemek çok daha yararlıdır.

Toksinler

Karaciğer vücudun yağ yakan organıdır ve eğer alkol gibi toksinlerle doluysa yakma işlemi için daha yoğun çalışarak çok enerji harcar ve yorulur.

Salata

Diyet yaptığınız için salata yemeyi tercih edebilirsiniz fakat salatayı dışarıda yiyecekseniz soslu bir salata yememelisiniz. Çünkü özel soslarla yapılan bu salataların kalori bakımında bir hamburgerden çok da farkı yoktur.

Doğumgününüz

Kış mevsiminde doğduysanız baştan kaybetmiş olma ihtimaliniz yüksek çünkü yapılan araştırmalar kış bebeklerinin obeziteye daha yatkın olduklarını gösteriyor. Bunun sebebi ise daha yavaş çalışan bir metabolizmaya sahip olmaları.

Doğum kontrol

Kadınların en büyük sorunlarından biri de doğum kontrol yöntemleri nedeniyle alınan kilolardır. Özellikle doğum kontrol hapları bazı kadınlarda iştah açarlar.

Uyku düzeni

Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla daha fazla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için her gün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.

Evlilik

Yeni evli çiftler hep evlendikten sonra kilo aldıklarından şikâyet ederler. Bunun nedeni ise birlikte bir yaşam paylaşma sonucu herşeyi aynı anda yapma isteğidir. Fakat sözkonusu yemek olunca bu yanlıştır eşinizle aynı miktarda ya da aynı şeyleri yemeden de mutlu bir evliliğe sahip olabilirsiniz.

Tiroid sorunu

Sürekli yorgun hissediyorsanız, kilo almaya başladıysanız ve sürekli üşüyorsanız tiroidiniz tembelleşmiş olabilir. Bu da metabolizmanızın daha yavaş çalışmasına neden olur. Bunun için bir uzmana başvurun ve balık, fındık gibi yararlı besinler almaya dikkat etmelisiniz.
 

kaynak : diyetform.com


Volkan Evcil - 09.06.2010 01:43

Hangi Elbiseler Zehirli Formaldehit"i İçeriyor ?

Çin"de üretilen oyuncakların boyasında olması gerekenden fazla kurşun olduğu iddiası ile oyuncak şirketi olan Mattel milyonlarca oyuncağı piyasadan çekmişti.

Şimdi de sıra çocuk elbiselerinde. BBC’ nin haberine göre, Yeni Zelanda’ da bir televizyon kanalı, Çin’ de üretilen giysilerde Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiğinden 900 kat fazla formaldehit bulunduğunu ileri sürerek tüketicileri uyardı.

Bunun, Batılı ülkelerin her geçen gün tüm dünyaya virüs gibi yayılan Çin mallarına karşı kendi sanayilerini korumak için ürettikleri bir komplo mu, yoksa gerçek mi olduğunu bilmek şimdilik mümkün değil, ama formaldehitin insan sağlığını ciddi şekilde tehdit eden bir madde olduğu çok iyi biliniyor.

Formaldehit nedir?

Formaldehit, insan sağlığı ve ekosistem için çok zararlı olan renksiz, keskin ve kötü kokulu bir kimyasal maddedir. Hem atmosfer havasında hem kapalı ortam havasında düşük miktarlarda bulunur. Metabolik olaylar sonucu vücudumuzda da çok az miktarda formaldehit meydana gelir.

Formaldehit, giysilerde buruşmayı önlemek ve uzun süreli ütü kalitesi sağlamak için kullanılır. Ayrıca küflenmeye karşı da koruyucu etkisi vardır.

Formaldehit elbiseler dışında pek çok yapı malzemesinde ve ev eşyasında da bulunur. Yapıştırıcı olarak üre-formaldehit içeren sıkıştırılmış tahtadan yapılan yer döşemeleri, dolap, dolap rafları, duvar kaplamaları, mobilyalar … gibi eşyalar evlerimizdeki en önemli formaldehit kaynaklarıdır. Isı ve nem ne kadar yüksek ve eşya ne kadar yeni ise, formaldehit yayımı o kadar fazla olur. Formaldehitin evlerdeki miktarı, esas olarak evin eskiliğine ve evde bulunan preslenmiş tahtadan yapılan eşyaların çokluğu ile ilgilidir.

Sigara dumanı, borusuz katalitik ve gazyağı yakan sobalar, boyalar, kozmetikler, tutkal ve kaplama ürünleri, kumaş dokumalar, duvar kağıtları, ev, halı ve mobilya temizlik ürünleri, cilalar, yapıştırıcı ve boya soyucular da diğer önemli formaldehit kaynaklarıdır.

Sağlığa etkileri

Formaldehit, vücudumuza solunum, sindirim ve az miktarda da deri yoluyla girer ve insanları duyarlılıklarına göre farklı şekilde etkiler. Bunların çoğu, göz, burun, boğaz tahrişi gibi mukozalarla ilgili belirtilerdir. Ancak, formaldehit soluyan bazı hassas kişilerde yorgunluk, uyuklama, deri döküntüleri, baş ağrısı ve baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu… gibi çok farklı şikayetler ve astım krizleri de meydana gelebilmektedir.

Alerji ya da astım tanısıyla tedavi gören ve bir türlü de iyi olamayan pek çok insanın şikayeti aslında soludukları formaldehitten kaynaklanır ve formaldehit solunan ortamlardan uzaklaştıklarında hiç bir sorunları kalmaz.

Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, formaldehitin kanser yapıcı etkisinin de bulunabileceğini göstermiştir.

Neler yapılmalı?

Formaldehitsiz ürünler tercih edilmelidir.

Bronopol, diazonidilüre, DMDM hidantaoin, imidazoldinil ve kuanternium 15 gibi fazla miktarda formaldehit salgılayan ürünler kullanılmamalıdır.

Formaldehit içeren ürünler, içindeki resin’in cinsine göre farklı derecede formaldehit saçarlar. Üre resinli değil, fenol resinli kerestelerden yapılan eşyaların kullanılması insanların daha az formaldehit solumasına neden olur.

Air-condition ve nem giderici aletlerin kullanılarak evin ısısı ve nemi düşük (%30-50 arası) tutulmalıdır.

Evlerin çok iyi havalandırılmalıdır (özellikle eve yeni bir formaldehit içeren eşya girmişse).

Kapalı ortamlarda sigara içilmemelidir.

Isınmak için borusuz katalitik sobalar kullanılmamalıdır.

Uzun süre ütülü kalmalarını sağlamak için formaldehit eklenmiş elbiseler kullanmadan önce yıkanmalıdır.

Kaynak:
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi


Volkan Evcil - 28.08.2009 12:30

Kalp Krizi Riskini Azaltıp, Zekayı Arttıran Madde

Merkezi İngiltere"de bulunan The Fish Foundation (Balık Derneği) Başkanı Dr. Ray Rice, yaşamın ilk yılının beyin gelişiminin gerçekleştiğini belirterek, bebeğe mutlaka Omega-3 yağ asitlerinin verilmesi gerektiğini söyledi.

Rice, bir ilaç firmasının organize ettiği ""Omega-3 Yağ Asitleri"" konulu konferansta, özellikle balık ve balık yağında bulunan uzun zincirli çoklu doymamış Omega-3 yağ asitlerinin bedensel ve beyin gelişimi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için mutlaka alınması gerektiğini belirtti.

Bu yağ asitlerinin insan sağlığına sağladığı faydalar konusunda insanları bilinçlendirmek için 1990 yılında The Fish Foundation"ı kurduklarını anlatan Rice, ""İnsan vücudunun her yaşta Omega-3"e ihtiyacı vardır. Özellikle yaşamın ilk 1 yılı beyin gelişimi gerçekleştiği için bebeğe mutlaka Omega-3 verilmesi gerekir"" dedi.
Bebeklerin anne sütüyle beslenmesinin önemine dikkati çeken Rice, anne sütünün, bebeğin doğumdan sonra Omega-3 alabileceği çok önemli bir kaynak olduğunu, yeni doğan bebeklerin bu nedenle en az 6 ay anne sütüyle beslenmesinin hayati önem taşıdığını bildirdi.

İngiliz Hükümeti"nin 2 ay önce insanların beslenme rejimlerinde Omega-3 miktarını 2 kat artırmaları için uyarıda bulunduğunu ifade eden Rice, şunları söyledi:

""İngiliz Hükümeti, vatandaşlarının günde en az 450 miligram uzun zincirli Omega-3 yağ asidi almasını tavsiye ediyor. Vatandaşların, Omega-3 ihtiyacını, balık yiyerek, balık yiyemeyenlerin ise balık yağı ya da Omega-3 yağı katkılı besin takviyeleriyle giderebileceğini açıkladı. Bu açıklamaya göre, üreticiler Omega-3 katkılı ürünlerinin ambalajlarında (Bu üründe Omega-3 vardır, Omega-3 ile kalp hastalığı ve kalp krizi riskiniz azalır) ibarelerine yer verebilecek. Henüz bu kararname yeni olduğu için bu etiketler gıda maddelerinin üzerine konulmadı, ancak 6 ila 12 ay içinde konulması planlanıyor.""

Omega-3 katkılı ürünler

Şu anda Fransa, İspanya ve İrlanda"da, Omega-3 katkılı sütlerin satıldığını anlatan Rice, Avustralya"da ise bu yağ asidinin ekmeğe konulduğunu ve birçok ülkede bebek mamalarında katkı maddesi olarak kullanıldığını ifade etti.

Rice, Omega-3 yağ asidinin tavuk çiftliklerinde yeme karıştırılarak Omega-3 katkılı yumurta elde edildiğini bunun da İngiltere"yle birlikte Türkiye"de de uygulandığını kaydetti.

Uluslararası Yağ Asitleri ve Lipit Araştırma Derneği"nin (İSSFAL) ise yetişkinler için günde en az 500 miligram Omega-3 alınması yönünde tavsiyede bulunduğunu bildiren Rice, şöyle konuştu:

""Türk beslenme alışkanlıkları İngiliz"lerin beslenme şekline benzediği için aşağı yukarı aynı oranda alınması uygun olur. Omega-3 beslenmenin bir parçası. İlaç olarak algılanmamalı. Eğer vücutta yeterli düzeyde değilse bu eksikliği takviyeyle telafi etmeliyiz. Omega-3 eksikliği nedeniyle kalp hastalığı ortaya çıkmaz ama eksikliği olan bu maddenin telafi edilmesiyle vücudun kendisini savunma kabiliyeti artar.""

Omega-3 nedir?

Omega-3, uzun zincirli doymamış yağ asidi olup, özellikle derin dip su balıklarında bol miktarda bulunmaktadır.

Omega-3"ün Omega-6"dan farkı nedir?

Omega-3 soğuk denizlerde yaşayan balıklarda ve balıkyağında bolca bulunurken, Omega-6 birçok bitkisel üründe bulunmaktadır.Omega-3 yağ asidi, kanda akışkanlığı sağlarken, Omega-6 kanın pıhtılaşmasına yardımcı olur. İdeal kan dolaşımını sağlamak için günlük beslenmede 5-10 gram Omega-6 yağ asidine karşılık, en az 1 gram Omega-3 yağ asidi almak gerekmektedir. Ancak modern beslenme alışkanlıkları sonucu aldığımız Omega-6 asidi gereğinden fazla olduğu için vücut dengemiz bozulmaktadır. Bu yüzden içinde Omega-3 bulunan balık yağı ve diğer besinlerle vücudumuza takviye yapmalıyız.

Kalp krizi riskini azaltır !

Kan yağlarının bir türü olan trigliseridlerin kanda yüksek düzeyde bulunması damar sertliği ve kalp krizi riskini arttırır.

Omega-3 yağ asidi trigliseridlerin kandaki düzeyini düşürür. Bu nedenle kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olan kişilerin diyet uygulamasının yanısıra Omega-3 natürel balık yağını kullanması iyileşmelerine katkı sağlar.

Kolestrolü düşürür !

Her insanın vücudunda bulunan kolestrol, yağa benzer bir maddedir. Doymuş yağ asidi içeren hayvansal besinler ve katı yağların fazla miktarda tüketilmeleri, kolestrol düzeyinin yükselmesine ve damar tıkanıklıklarına yol açabilir.

HDL, damarlarda biriken kolestrolü temizleyen bir maddedir. Omega-3 yağ asidi kandaki HDL seviyesinin artmasını sağlayarak kolestrol oranının düşmesine yardımcı olur.

Tansiyonu dengeler !

Omega-3 asidi kanın akışkanlığını sağlar ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur.

Balık ve balık yağıyla yapılan çalışmalarda özellikle diyolistik değerde (küçük tansiyon) düşme görülmüştür. Hipertansiyon hastalığının önlenmesi ve tedavisinde yapılacak günlük diyetin yanısıra natürel Omega-3 balık yağının kullanılması iyileşmeye katkı sağlar.

Artrit ve romatizmal hastalıklara iyi gelir.

Araştırmalara göre balık ve balık yağında bulunan Omega-3 yağ asitlerinden günde 35 gr alındığında eklemlerdeki tutuklukların ve sabah sertliğinin azaldığı görülmüştür. Düzenli olarak balık yenmesi ve natürel Omega-3 balık yağı kullanımı romatizmal şikayetlerin ve mafsal iltihabının azalmasını sağlar.

Hücre gelişimine katkı sağlar

Omega-3 asidinin dengeli alınması düzenli kan dolaşımıyla birlikte beyin ve hücre gelişiminde önemli fayda sağlar. Omega-3 yağ asidi sayesinde hücre zarının etkinliğide artar. Bu da vücutta her bir hücrenin daha sağlıklı olması demektir.

Bebeklerin beyin, sinir sistemi ve göz retinası gelişmine yardımcı olur

Yapılan araştırmalar Omega-3 yağ asidi içeren balık, balıkyağı ve diğer besinlerden oluşmuş bir beslenme uygulayan annelerin bebeklerinde beyin, sinir sistemi ve görme yeteneklerinin, bu tip beslenme uygulamayan annelerin bebeklerine göre daha gelişmiş olduğunu göstermektedir.

Omega-3 yağ asidi vücutta göz ve beynin fonksiyonel gelişiminde elzem rol oynayan uzun zincirli doymamış yağ asitlerini (EPA+DHA) doğal haliyle içerir. Bu yüzden hamile kadınların, premature bebeklerin, normal bebeklerin, çocukların, genç erişkinler ve yaşlıların diyetlerinde balık ve natürel Omega-3 balık yağı içeren besinler mutlaka bulunmalıdır.
Bebeğinizin zihinsel gelişimi, annenin hamilelik döneminde ve bebeğinizin doğumdan sonraki ilk 6 ayda aldığı gıdalardan etkilenmektedir.

İnsan beyni ve göz retinası, uzun zincirli doymamış yağ yapısındaki yağ dokularından oluşur. Omega-3 yağ asitleri, enerji vermenin dışında beynin ve göz retinasının da temel yapı taşını oluşturur. Ceninin ve yenidoğanın gelişimini sağlamak için, özellikle hamileliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki 6 ayda yeterli miktarda Omega-3 yağ asidi almasını sağlamak gerekir.

Yeterli oranda Omega-3 yağ asidi almış bebeklerle, sadece Omega-6 açısından zengin olan fakat Omega-3 açısından yeterli olmayan bitkisel yağlar içeren gıdalar alan bebekler arasında zihinsel gelişim farklılıkları gözlenmektedir. Yeterli oranda Omega-3 yağı alan bebeklerin zihinsel gelişimlerinin (entellektüel kapasitelerinin) almayanlara oranla daha iyi olduğu tıbbi araştırmalarla kanıtlanmıştır (P Willatts, JS Forsyth, MK DiModugno, S Varma, M Colvin (1998), University of Dundee, Scotland, The Lancet 28 Aug. 1998).

Özellikle premature bebeklerde Omega-3 yağ asidinin önemi daha da artmaktadır. Omega-3 takviyesi almayan premature bebeklerde zihinsel ve göz gelişiminin zayıf olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda araştırmalar, prematüre bebeklerde ileriki yaşlarda yüksek tansiyon ve koroner kalp rahatsızlıkları yaşandığını göstermektedir (Siewert-delle A. Long term renal function in primary hypertension. Acad. thesis University of Gothenburg 1998).

Omega-3 yağ asitlerinin erken doğum olasılığını önleyici etkisi vardır. Beslenmemizde bir kaç çeşit yağ vardır. Batılı toplumlarda çoğunlukla katı yağlar tüketilirken, doymamış yağ asitleri daha az tüketilir. Doymamış yağ asitlerini tüketirken de bitkisel yağlarda bol miktarda bulunan Omega-6 yağ asitleri ile, derin dipsu balıklarından elde edilen balıkyağında yoğun olarak bulunan Omega-3 yağ asitlerini dengeli olarak tüketmek gerekir.

Yapılan klinik araştırmalar, hamilelik döneminde alınan yeterli miktarda Omega-3 yağının erken doğumu önleyici etkisinin olduğunu göstermektedir (Olsen SF et al. Randomised controlled trial of effect of fish-oil supplementation on pregnancy duration. The Lancet 1992;339:1003-1007).

Bütün bu araştırmaların sonucunda özellikle hamileliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki ilk 6 ay boyunca günde 2.4 gram Omega-3 yağı alınması tavsiye edilmektedir.

Depresyona iyi gelir, stresi azaltır

Yağ asitleri tüm hücreler gibi beyin hücrelerinin sağlığı açısından da büyük önem taşır. Yağlı yiyecek tüketiminin bilnçsizce kesilmesi beyin hücre zarında fonksiyon bozukluklarına, stres, depresyon, dikkat eksikliği ve kronik yorgunluğa sebep olur. Omega-3 yağ asidi mutluluk hormonu serotoninin kandaki seviyesini arttırarak kişinin depresyona girme riskini azaltır. Natürel Omega-3 balık yağı kullanımıyla sinir sistemi sağlıklı tutularak stres önlenebilir.

Sağlıklı bir cilt, canlı parlak saçlar

Saçlardan tırnak uçlarına dek vücudun sağlıklı bir biçimde var olabilmesi için, kanın vücutta serbestçe dolaşabilmesi ve oksijen taşıması gerekmektedir. Omega-3 asidinin dengeli alınması düzenli kan dolaşımını sağlar . Böylece sağlıklı bir cilt ve saçlara sahip olunabilir.

Kanser tedavisine yardımcı olur

Yapılan araştırmalar Omega-3 yağ asidinin tümör oluşumunu geciktirdiğini, ayrıca tümörlerin hem büyüme hızını hem de büyüklüğünü ve sayısını azalttığını göstermiştir. Bu yüzden ilaç tedavisinin yanısıra düzenli olarak alınacak natürel Omega-3 balık yağı ile iyileşme oranında artış sağlanabilir.

Vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirir

Natürel Omega-3 balık yağının düzenli olarak alınması kan dolaşımını dengeleyip hücre gelişimine fayda sağlayarak enfeksiyorlara karşı vücudun savunma sistemini de kuvvetlendirir.

Omega-3 balıkyağının diğer yararları

Kan şekeri seviyesinin kontrol altında tutulmasını sağlar.

Kadınların adet ve menapoz döneminde yaşadıkları sorunların en aza indirilmesine yardımcı olur.

Çok sayıda kadını orta yaş sonrası etkileyen kemik erimesi hastalığının tedavisine de katkıları vardır.

Böbrek hastalıklarında böbrek fonksiyonu kayıplarını yavaşlatır.

Omega 3"ün Üç Yapısal Bloğu : Gençlik, Güzellik ve Akıl Sağlığı

Gün geçmiyor ki omega-3’ün gençlik, güzellik ve akıl sağlığı üzerine olumlu etkileriyle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkmasın. Mucizevi bir kaynak olan omega-3 hangi hastalıklara iyi geliyor, vücudumuzu nasıl koruyor, hangi besinlerden alınmalı merak ediyorsanız bu yazıyı okuyun.

Omega-3 yağ asitleri sayesinde trigliseritler ve kolestrol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları kalp krizi ve akut inme riski azalır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kansere karşı koruma sağlanır, beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir, insülin artar (diyabet için faydalı), kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler, yangı önleyici etkisiyle romatizma hastalıklarına karşı koruma sağlar.

Anne-bebek sağlığındaki rolü

Omega–3 yağ asitleri, anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimine aşağıdaki şekilde yardımcı olabilir:

Bebeğin beyin ve retina gelişiminin desteklenmesi. Erken doğum riskinin azaltılması. Hamilelik süresinin ve bebeğin doğum ağırlığının artırılması. Doğum sonrası depresyondan korunulması. Omega–3 yağ asitleri ayrıca çocuğun matematik zekâsının geliştirilmesine, okuma, telaffuz ve yazma becerisinin artırılmasına yardımcı olabilir.

Göz sağlığındaki rolü

Yüksek doz omega- 3 alımı gözde yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta hasarları riskini önleyebilmektedir. Omega- 3 yağ asitleri eksikliğinde, retinada görme fonksiyonunun azaldığı tespit edilmiştir.

Kalp- damar sağlığındaki rolü

Omega- 3 tüketenlerde koroner kalp hastalığına bağlı ölümler daha düşük bulunmuştur. Omega- 3, kalp ve damar sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:
Kalp- damar hastalığı riski olanların ya da bu hastalığa yakalanmış olanların kalp sağlığını korumaya yardımcı olunması.

Damar sertliği oluşumunun yavaşlatılması.

Kalp hastalıklarında” kötü kolesterol “ ün (LDL) düşürülüp,”iyi kolesterol” ün (HDL) artırılması.

Kalp krizi sonrası felç, ikinci bir kalp krizi ya da ölüm riskinin azaltılması.

Kemik- eklem sağlığındaki rolü:

Antienflamatuar etkisi vardır, ayrıca kas- iskelet sistemi ve bağışıklık üzerinde faydalı etkileri bulunmaktadır. Omega- 3 kemik ve eklem sağlığındaki başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak güçlenmelerinin sağlanması. Eklem iltihabı ve kıkırdağa zarar veren enzim aktivitesinin azaltılması. Eklemlerde hassasiyet ve sabah sertliğinin azaltılması. Romatoid artritli hastada ilaç ihtiyacının azalması.

Zihin sağlığındaki rolü:

Omega- 3 yağ asidinin beyin ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde çalışmasındaki etkileri yapılan pek çok araştırmada ortaya konmuştur. Omega- 3 beyin ve sinir sisteminde başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

Depresyon tedavisinin desteklenmesi. Bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin azaltmasına yardımcı olması. Ruh hali, yoğunlaşma, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına karşı yardımcı olması. Saldırganlık azaltmaya ve sakinleştirmeye yardımcı olması. Mizaç, tepkisellik ve kişilik üzerinde olumlu etkileri olması.

Omega-3 yağ asitleri özellikle DHA ve EPA doğal birer ilaç gibidir. Çocuklar daha anne karnında iken Omega-3 yağlarına ihtiyaç duymaya başlıyor.

Bu ihtiyaç yaşlılıkta da devam ediyor. Omega-3 yağ asitlerinin koroner kalp riskini azalttığı biliniyor. Bu yağlar iyi kolesterol HDL’yi artırıyor. Kalp ritim bozukluklarını önleyebiliyor. Pıhtılaşma hücreleri trombositlerin yapışkanlığını azaltarak pıhtılaşmaya bağlı damar tıkanması riskini de düşürüyor. Omega-3 yağlarının kanı incelterek felç riskini düşürdükleri, beynin kanlanmasını güçlendirdikleri, bellek sorunlarını azalttıkları da biliniyor.

BELLEĞE ÇOK FAYDALI

Bellek için yararlı etkileri özellikle bebekler ve büyüme çağındaki çocuklarda daha da önemli. Bu yaştaki çocuklarda öğrenmeyi, problem çözme yeteneğini özellikle DHA’nın iyileştirdiği biliniyor. Bu yağlar bebek ve çocuklarda gözlerin görmede temel işlevler gören retina tabakasının gelişmesini destekliyor. Yaşlılarda sarı noktanın zayıflamasına bağlı görme kayıplarını azaltıyor.

Omega-3 yağlarından zengin beslenenlerde Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığı daha düşük oluyor. Omega-3 yağlarının kan basıncı kontrolünü kolaylaştırdığı biliniyor. Çünkü Omega-3 yağları atardamar duvarlarının esnekliğini artırıyor. DHA ve EPA’nın kanserden koruduğu da biliniyor. Özellikle meme, prostat ve kolon kanserinden korunmada bu yağlar faydalı oluyor. Yiyeceklerle bol miktarda DHA kazananlarda bağışıklık kökenli sağlık sorunlarına ve romatizmal problemlere de seyrek rastlanıyor. Omega-3 yağlarının depresyona yakalanma olasılığını azalttığı, depresyonun tedavisini kolaylaştırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

ÇOCUKLARDA ÖĞRENMEYİ DESTEKLİYOR

Çocuklarda dikkat yetersizliği hiperaktivitesi ile mücadelede özellikle DHA son derece etkili bulunuyor. Kısacası Omega-3 yağları gerçek birer sağlık mucizesi. Bu yağların her üçünü de vücudunuza doğal yolla mümkün olduğu kadar fazla miktarda kazandırmaya çalışın. Günde ortalama 10 gramdan fazla Omega-3 yağ asidi yiyen Grönland Eskimoları’nın beyin kanaması ve kalp krizi ile neredeyse hiç tanışmadıklarını unutmayın. Omega-3 yağlarından faydalanmanız için sizin bu kadar fazla miktarlara da ihtiyacınız yok. Günde 2-3 gram Omega-3 kazanmanız yeterli olacaktır. Şimdilik günde en az 150-160 mg EPA ve DHA tüketmeyi hedeflemek gerekiyor. Unutmayın, Omega-3 yağlarını yeterince alamazsanız ürettiğiniz hücrelerinizin zarları yeteri kadar sağlam olmaz. Güçsüz, zayıf, kalp krizine, kalp ritim bozukluğuna, felce, kansere, insülin direncine eğilimli hücreler üretirsiniz. Omega-3 yağlarından faydalanmayı bir alışkanlık haline getirin.

Omega-3’lerin 15 yararı

Beyni geliştiriyor.

Görmeyi güçlendiriyor.

Felç riskini düşürüyor.
Kalp krizini engelliyor.

Ritim bozukluklarını azaltıyor.

Belleği destekliyor.

Kilo verdiriyor.

Hangi besinlerde Omega-3 var

Omega-3 yağlarını vücut üretemiyor. Dışarıdan besinlerle alınmaları gerekiyor. Omega-3 yağlarının kaynaklarını biliyorsunuz ama biz bir kez daha hatırlatalım: Bu yağlar en çok balıkta bulunuyor. Özellikle soğuk sularda yetişen yağlı balıklarda. Su ne kadar soğuksa balığın Omega-3 üretimi o kadar fazla oluyor. Bunun nedeni Omega-3 yağlarının balık vücudunu soğuktan koruyan bir antifriz görevi yapmaları.

Kuzey denizinde yetişen somonlarda veya Karadeniz dağlarının çaylarında büyüyen alabalıklarda Omega-3’ün daha fazla olmasının sebebi bu olmalı. Muhtemelen Karadeniz balıklarında Akdeniz’dekilerden daha fazla Omega-3 bulunuyor. Ama siz her balıkta size yetecek kadar Omega-3 bulunduğunu düşünebilirsiniz. Bu yağlar cevizde, keten tohumunda ve yeşil yapaklı sebzelerde de bulunabiliyor. Keten tohumu yağı kullanarak, (taze kullanmaya, koyu renkli şişede ve buzdolabında saklamaya dikkat edin) ekmek ve kurabiyelerinize keten tohumu ekleyerek daha fazla tam buğday, fındık tüketerek ve salatalarınıza daha çok semizotu ekleyerek vücudunuza daha çok Omega-3 yağı kazandırabilirsiniz.

kaynaklar :
anneyiz.biz
rastgelsin.org
7gunsaglik.com
deva43.blogcu.com


Volkan Evcil - 27.08.2009 13:27

Karın Bölgesini Sıkılaştıran Mucizevi Besinler !

Çoğu insan karın bölgesini sıkılaştırmak için egzersiz yapar. Acaba egzersiz yapmak kadar yediklerimize dikkat etmek de önemli değil midir ? Kişi ne kadar yoğun ve düzenli spor yaparsa yapsın yediklerine gereken dikkat ve özeni göstermediğinde sarfettiği enerji yorgunluk olarak üzerinde kalır. Konunun uzmanları aşağıdaki besinleri tüketmenin karın bölgesinin sıkılaşması üzerinde faydalı olduğunu iddia ediyorlar.

BADEM : Badem protein ve lif içeriyor. Ayrıca iyi de bir magnezyum kaynağı. Günlük 23 adet badem tüketin!

YUMURTA : En güçlü protein kaynağı. Yumurta vücuttaki hücrelerin yenilenmesini sağlıyor. Her gün bir yumurta tüketebilirsiniz.

SOYA : Protein, lif ve anti-oksudan bakımından mükemmel bir kaynak olan soya fasulyesi, her gün bir öğün yenmesi gereken besinler arasında...

ELMA : Düşük kalorisi ve lezzetiyle diyet yapanların en yakın dostu haline gelen elma kolay kilo verdiriyor.

ÇİLEK : Yüksek lif oranlarıyla dikkat çeken bu meyve, aynı zamanda yüksek bir antioksidan. Gün içinde bir öğün tüketmenizde fayda var.

YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER : Yeşil yapraklı sebzeler düşük kalorili olmaları nedeniyle mide ve karın bölgenizde farklılık yaratıyor. Günde üç öğün yemeklerinizle ya da tek başına yeşil yapraklı sebze tüketebilirsiniz.

YOĞURT : Yoğurtta bulunan probiyotik bakteri, sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı oluyor. Yemeklerinizin yanında bir ila üç kâse yârım yağlı ya da yağsız yoğurt tüketin!

SEBZE ÇORBASI : Günde iki kez sebze çorbası yerseniz, kilo vermede daha başarılı olursunuz.

SOMON: Omega 3 yağ asidi kaynağı olması nedeniyle somon, düz bir karın için büyük önem taşıyor. Yemeklerinizde haftada en az iki-üç kez somona yer verin!


kaynak : thehealthnews.org


Volkan Evcil - 27.08.2009 12:40

Bebek İsteyenleri Bekleyen Ciddi Riskler Neler

Günümüzde çiftlerin bir bebek sahibi olmayı planlamadan önce kendilerini bekleyen ciddi riskleri öğrenmeleri, her şeyden önce sağlıklı bir bebek dünyaya getirmeleri için büyük önem taşıyor. Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Yıldız Tunçay, annelere gebelik öncesinde ve sırasında aldıkları önlemlerle birçok önemli riski ortadan kaldırdıklarını söylüyor. Dr. Yıldız Tunçay, anneliği düşünen kadınları gebelik döneminde bekleyen riskleri ve alınacak önlemleri şöyle sıraladı:

OMURGA AÇIKLIĞINA FOLİK ASİT: Gebe kalmadan 1-1,5 ay önce anne adayına folik asit veriyoruz. Çünkü folik asit eksikliği, bebeğin omurgasının açık kalmasına ve ağır sakatlıklara neden oluyor. Bilimsel araştırmalarla, koruyucu amaçlı verilen folik asitin sakatlık oranını azalttığı ispatlanmış durumda.

ÇALIŞMA ŞARTLARINA DÜZENLEME: Gebeliği riske sokacak olumsuz şartlar varsa onları da düzeltmeye çalışıyoruz. Anne bebeğe zarar verecek gazlar, alerji yapacak kimyasal maddelerle temas ediyorsa, çalıştığı ortamda enfeksiyon alacaksa, yüksek gerilim ve radyoaktivite olan yerlerde çalışıyorsa gebelik öncesi bu şartları değiştirmesini öneriyoruz.

SİGARA MUTLAKA BIRAKILMALI: Sigara risklidir, anne adayının sigarayı bırakmayı önceden planlaması gerekiyor. Sigara düşüğü ve erken doğumu artırıyor, gebelik boyunca kanamalar olabiliyor.

FAZLA KİLO DA, AŞIRI ZAYIFLIK DA SAKINCALI: Anne adayı hamileliğe kilolu başladıysa gebelik şekeri çıkıyor, tansiyon yükseliyor. Bu nedenle annenin kilo vermesini sağlıyoruz. Annenin aşırı zayıf olması da riskli. Beden kitle indeksinin (kilonun boyun karesine bölünmesiyle elde edilen rakam) 27’nin üstünde olmamasını istiyoruz. Beden kitle indeksi 18’in altındaysa da aşırı zayıf anlamına geliyor, bunu da riskli buluyoruz.

VAR OLAN HASTALIKLARIN TEDAVİSİ ŞART: Annenin daha önceden tansiyonu, diyabeti, guatrı varsa dikkatli olmak lazım. Annenin kan grubunun bilinmesi, RH uyumsuzluğuna bakılması gerekiyor. Annenin kanı RH negatif, babanın kanı RH pozitif ise kan uyuşmazlığının belirlenip ikinci bebeği korumak için aşı yapılıyor.

18 YAŞ ALTI VE 35 YAŞ ÜSTÜ RİSKLİ: 18 yaş altı ve 35 yaş üstü anneler riskli grupta. Türkiye’de 18 yaşından önce gebe kalma yaygın. Erken yaşta evlenince vücut hormonal yönden de tam olgunlaşmadığı için doğum güçlükleri oluyor, çünkü kemik yapısı gelişmiyor, dolayısıyla doğum kanalı darlıkları ortaya çıkabiliyor, tansiyon yükselmesi oluyor, erken doğum riskleri ortaya çıkabiliyor. 35 yaşından sonra bazı kadınlarda yumurtlama fonksiyonları, genetik şifreleri ve kromozom bozuklukları oluşuyor. En tipik örnek mongol bebeklerdir. Mongol bebek doğurma riski, 35 yaşından sonra hızla artıyor.

MYOM VE KİSTLERE DİKKAT: Eğer rahimde myom varsa gebelik ağrılı geçiyor, erken doğum riski artıyor. Bebeğin kaybıyla sonuçlanabiliyor. Yumurtalık kistleri ise gebelik büyüdüğü sırada daha fazla olmak üzere burkulma veya çatlama nedeniyle acil operasyon gerektirebiliyor. Bu nedenle myom ve kistlerin çıkarılması gerekiyor.

DÜŞÜK YAPANLAR DOKTORA DANIŞMALI: Daha önce 2-3 düşük yapanlar, anne karnında bebeği ölmüş olanların gebelik öncesinde doktora başvurması, buna neden olacak faktörleri belirleyici testler yapıldıktan ve bunları ortadan kaldırıcı tedbirler alındıktan sonra gebe kalması, öneriliyor.

AKRABA EVLİLİKLERİNDE RİSK YÜKSEK: Akraba evliliklerinde dikkatli olmak gerekiyor. Taşıyıcı genler ile hastalıklar, anne ve babadan bebeğe aktarılıyor. Bu da yüzde 5-6 oranında anomalili bebek doğurma riskine yol açıyor.

ÇOK KISA BOY DA RİSK YARATIYOR:
Boyu çok kısa olan anneler de riskli. Çünkü bu annelerin kemik yapısı dar oluyor, boyu 145 santimetrenin altındaki kadınlar hamile kaldıklarında, büyüyen rahim karın içi organları sıkıştırıyor. Anne gebeliği daha sıkıntılı geçirebiliyor. Böyle gebeliklerde doğum kanalı darlıkları nedeniyle doğum güçlükleri oluşuyor. Çoğunlukla doğum sezaryen ile gerçekleşiyor.

TİROİD AZ ÇALIŞINCA BEBEK DE ETKİLENİYOR: Hipotiroidi olan, guatrı az çalışan annelerin, bu durumdan bebeğin zekası direkt etkileneceği için gebelik öncesinde ilaç tedavisinin başlaması gerekiyor. Gebelik boyunca da 1-2 ayda bir tiroid fonksiyon testleri kontrol edilerek doz ayarlaması yapılarak ilaç tedavisi devam ettiriliyor. Bebekte zekayı tiroid hormonları çok etkiliyor.

ŞEKER HASTALIĞI VARSA TOSUNCUK DOĞUYOR: Şeker hastası annelerin bebekleri iri doğabiliyor. Bebek anneden geçen yüksek şekere alıştığından doğum sonrası kan şekeri düşebiliyor, bu nedenle iyi takip etmek gerekiyor. Ayrıca bebek daha kolay sarılık olabiliyor. Şeker hastası annelerin doğumunda iri bebek doğumuna bağlı olarak travmalar görülüyor, akciğerde solunum zorlukları ortaya çıkıyor. Şeker hastası annelerde yüksek tansiyon da beraberinde çıkabiliyor. Eğer tansiyon kontrol altına alınamazsa kanamalar, düşük doğum ya da erken doğum riski olabiliyor.

ANNEDE ANEMİ MUTLAKA ARAŞTIRILMALI: Anemi, bebeğin düşük kilolu ve erken doğmasına neden oluyor. Akdeniz anemisi ülkemizde yaygın, hem anne hem baba taşıyıcı ise bebek anemiyle doğuyor ve hastalık bebeğin ölüme kadar gidebiliyor. Bu nedenle evlenmeden önce eşlerin mutlaka Akdeniz anemisine karşı test yaptırması gerekiyor.

Daha fazla bilgi için, Acıbadem Yalova İrtibat Ofisi  :           814 76 44
Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kurumsal İletişim      :  0 262 317 40 55


kaynak :
Acibadem.com.tr yalovaticaret.com


Volkan Evcil - 19.03.2008 00:15

Hackerların Verdiği Zararları Kim Üstlenecek ?

Diyarbakır"da görev yapan mühendis Okan Gerçek"in banka hesabındaki maaşını internet ortamı üzerinden kendi hesaplarına aktaran Hacker’lerle ilgili Diyarbakır 2"inci Asliye Hukuk Mahkemesi emsal olabilecek bir karar verdi. Olayda gerekli önlemleri almayan bankayı kusurlu bulan mahkeme, vatandaşın parasının iadesine, yargılama giderlerinin de olayla ilgili yakalanan sanıktan tahsiline oy birliğiyle karar verdi.

TRANSFER EDİLEN PARA ATM"LERDEN ÇEKİLDİ

Diyarbakır’da Karayolları 9"uncu Bölge Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalışan Okan Gerçek"in maaşının yattığı banka, 2005 yılında çalıştığı kurum tarafından değiştirildi. Okan Gerçek"in maaşı da yeni anlaşma yapılan bankaya yatırılmaya başlandı. Ancak tüm faturaları için önceki bankaya otomatik ödeme talimatı vermiş olan Okan gerçek, bu nedenle her ayın 15’nci günü yeni bankaya yatan maaşınının bir bölümünü EFT yoluyla eski bankasındaki hesabına aktardı. Bu sırada boş durmayan Hackerler, Okan Gerçek’in yeni bankadaki hesabından kendi hesaplarına 2 bin YTL aktardı. Bu para 4 dilim halinde 16, 17 ve 18 Temmuz 2005 tarihlerinde aynı bankanın İzmir’deki Güzelyalı, Alsancak, Basmane ve Bornova Şubelerine ait ATM’lerden çekildi.

BANKA SORUMLULUK KABUL ETMİYOR

Hesabının boşaltıldığını öğrenen Okan Gerçek soluğu banka şubesinde aldı. Banka görevlisi Okan Gerçek’e, “Çekilen 2 bin YTL’nin haricinde hesabınızdan 2 bin YTL daha Almanya’daki Deutshe Bank"a Gültekin Ay adına EFT yapmak istemişsiniz. Ancak bakiyeniz yeterli olmadığı için bu işlem gerçekleşmemiş. İnternet üzerinden yapılan işlemlerde bankamız 3 şifre istiyor, doğru girilirse bundan sonraki işlemlerde mesuliyet kabul etmiyor. Siz şifrenizi kaydetmişsiniz, biz sorumlu değiliz"" cevabını verdi.

MÜHENDİS MAHKEMEYE BAŞVURUYOR

Neye uğradığını şaşıran Okan Gerçek hesaptan para çekmediğini, ayrıca sözkonusu EFT işlemlerini de yapmadığını ısrarla söylemesine rağmen bankayı bir türlü ikna edemedi. Merkezi düzeyde yapılan yazışmaların da sonuçsuz kalması üzerine Okan Gerçek çareyi yargıya başvurmakta buldu ve parasının iadesi için banka aleyhine 2"nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Ayrıca dolandırıldığı için Hackerler hakkında suç duyurusunda bulundu.

MAHKEME KARARINI VERDİ

Davayı görüşerek karara bağlayan Diyarbakır 2"nci asliye Hukuk Mahkemesi, bankayı haksız buldu ve şu kararı verdi:

“Her ne kadar davalı bankanın, davacı Okan Gerçek’in kendi kusuru sonucu internet bankacılığı için kendisine tahsis edilen şifrelerin 3"üncü kişilerin eline geçmiş olmasına sebebiyet verdiği iddia edilmiş ise de, Okan Gerçek tarafından internet üzerinden yapılan işlemler sırasında 3"üncü kişilerce sistem üzerinden bu bilgilerin elde edildiği, zira Okan Gerçek’in hesabından havale yapan ve yine adına hesap açılan kişinin davacıyla bir ilgisi tespit edilememiştir. Bankanın, internet bankacılığı için gerekli sistemi kurarken yeterince güvenlik önlemi almadığı, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, bu nedenle bankanın oluşan maddi zararı davacıya ödemesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. 2 bin YTL’nin dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle davalı bankadan alınarak davacı Okan Gerçek’e verilmesine karar verilmiştir. Çünkü Okan Gerçek’in zararına yol açan işlem davalı bankanın güvenlik sisteminden kaynaklanmıştır. Güvenlik sistemindeki zaafların internet korsanları olarak adlandırılan Hacker’lerce delinmesinin mümkün olduğu, bazı bankaların bu konuda oldukça sıkı önlem aldığı tespit edilmiştir."" Mahkeme, mahkeme masraflarının ise, hesabı boşalttığı belirlenen ve yakalanan hackerden tahsiline karar verdi.

FAİL YAKALANDI

Bu arada savcılığa yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada, banka ile yazışma yapan savcılık, Okan Gerçek’i dolandıran kişinin hayali olmadığını tespit etti. Bu kişinin Diyarbakır’da ikamet eden Diyarbakır’ın Lice İlçesi nüfusuna kayıtlı anne kızlık soyadı Bulut olan Fatma ve Muzaffer oğlu Bilen Zigurli olduğu ortaya çıktı. Yakalanan Zigurli hakkında, ‘Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık, bilişim sistemlerini bozma, kırma, sisteme veri yerleştirme’ suçlarından 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Bilen Zigurli’nin tutuksuz yargılanması sürüyor.

kaynak : Haber3.com


Volkan Evcil - 15.01.2008 15:03

Bir Kola"da Kaç Küp Şeker Var Biliyormusunuz ?

Çocuklarımızın tükettikleri besinler tıka basa (yağların en zararlıları) doymuş ve trans-yağlarla dolu. Elli yıl öncesinin çocuklarına oranla çok daha fazla şeker tüketiyorlar. Bir şişe meşrubatta, bir kutu kolada neredeyse tam 15 küp şeker var. Bir çocuğun günlük şeker tüketimi neredeyse yarım kiloya yaklaşıyor. 1960’lı yıllarda bir şişe meşrubat, 200-220 ml civarındaydı, şimdi dev boyları söz konusu olduğunda bir koka kola 2 litreye kadar çıkabiliyor. Televizyon reklamları, sürekli çocuk ve gençlere yemelerini, içmelerini öneriyor. Bir saatlik televizyon izleme süresinde çocuk ve gençler, ortalama 15-20 dakika besin maddesi reklamı izlemek zorunda kalıyor. Üstelik bu besinlerin çoğu, sucuk, sosis, margarin, hamburger, bisküvi, cips, gofret, şekerleme gibi sağlığa yarardan çok zarar veren sağlıksız şeyler.

SORUNUN NEDENİ ÇOK

Daha da kötüsü, bu ürünler aileler ve çocuklara "akıllarını geliştirmek", "beyinlerini güçlendirmek", bedenlerini desteklemek, bağışıklıklarına güç vermek, boylarını uzatmak, kemiklerini desteklemek gibi "hayır" denilmesi güç vaatlerle sunuluyor. Kısacası çocuk ve gençler sürekli olarak kalori bombardımanına ve yanlış beslenme tüyolarına maruz kalıyor. Uzmanlar, çocuk ve gençlerin çok yedikleri için değil, yanlış besinler tüketip yeteri kadar hareket etmedikleri için kilo aldıklarını, şişmanladıklarını belirtiyor. Onlara yemeleri için önerilen besinler arasında ne portakal, elma, kiraz, erik; ne de marul, domates, fasulye veya kabak var. Dayatılan besinler katma değeri yüksek, kalorisi şişmiş, vitamin ve mineral fakiri hazır ürünler: Cipsler, browniler, kalorisi ikiye-üçe katlanmış çikolatalı bisküviler, kolalı içecekler...

HAZIR KALORİ BOMBASI

Çocuk ve gençlerin beslenmesinde ev yemeklerinin hiçbir önemi kalmadı. Sabah kahvaltılarını çoğu kez servislerde veya okullarda yapıyorlar. Öğle yemekleri okul kantinlerinin fast-food yiyecekleri ve şekerli içecekleri ya da okul idaresinin dışarıdan sağladığı sağlıksız besinlerden oluşmak zorunda. Akşam üzeri açlık krizleriyle evine dönen çocukları eskisi gibi evde bekleyen anneler, anneanneler de yok artık. Ya buzdolabından donmuş bir yiyecek çıkarıp yemek, ya da pizza veya hamburger siparişi vermek zorundalar. Yani günümüzde çocuk yemeklerinin çoğu hazır yemek restoranlarından temin ediliyor. Sorun sadece anne babalardan da kaynaklanmıyor. Yeni hayat, çocukları ve gençleri de değiştirdi. Günümüz çocukları, gençleri, sokaklarda, parklarda koşup oynayarak değil televizyon, bilgisayar ya da DVD ile oyalanarak, chat yaparak eğleniyor. Artık onlar da yavaş yavaş bize benzemeye başladı, çoğu yerinden bile kımıldamıyor. Kısacası bir zamanlar eğlenmek için koşan çocuklar şimdi eğlenmek için oturuyor ya da uzanıyor.

HAREKETSİZ YAŞAM

Güne akıllı bir kahvaltı ile başlamayan, öğlen yemeğini doğru besinlerden oluşmuş mönülerden sağlayamayan, gün boyu gazoz, kola, bisküvi, browni veya gofret, daha kötüsü cips, dondurma atıştıran, koşup oynayacağı zamanları bilgisayar, televizyon başında oynayarak geçiren bu yeni çocuk ve gençlerin şişmanlamaları kadar doğal bir şey olamaz. Yeteri kadar sebze ve meyve tüketmeyen, şekeri, nişastayı, yağlı ve unlu gıdaları beslenme planının ana unsurları haline getiren bu yeni hayatın beklenen bir sonucudur fazla kilolu ve şişman çocuklar. Kahvaltı yapan çocuklar kolay kolay şişmanlamaz Binlerce araştırma, düzenli kahvaltı yapan çocukların daha dikkatli olduklarını, karmaşık problemleri daha kolay çözdüklerini, daha neşeli, keyifli ve barışık olduklarını, depresyon, hiperaktivite gibi sorunlara çok seyrek yakalandıklarını, daha seyrek hastalandıkları ve okula devam oranlarını yüksek tuttuklarını, her şeyden önemlisi matematik problemlerini çözmede, sosyal zekalarını geliştirmede daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor. Beyin, kan şekerinin neredeyse dörtte birini kullanan bir organdır. Sabah okula yeterli bir kan şekeri oranıyla başlayan vücutlar, hipoglisemik arkadaşlarına göre beyinlerine daha çok yakıt veriyor ve onların beyinleri en karmaşık problemleri bile çözmede asla zorlanmıyor.

kaynak : Osman Müftüoğlu / Hürriyet


Volkan Evcil - 15.01.2008 12:36

Memurlar 2008 Yılında Ne Kadar Maaş Alacak ?

Memur maaşlarında, 2007 için verilen enflasyon farkı, Ocak zammı ve yılbaşında devreye giren asgari geçim indirimi ile birlikte, yüzde 4,1 ile yüzde 13,7 arasında artış meydana gelecek. Buna göre Aralıkta aile ve çocuk yardımı dahil maaşı 861 YTL olan 14"ün 2"sindeki bir devlet memurunun cebine bu ay 977 YTL girecek. Vali maaşına yüzde 4,1, müsteşar maaşına da yüzde 4,4 artış getiren yeni düzenlemeler, 14"ün 2"sindeki bir memura yüzde 13,5, 13"ün 3"ündeki bir hizmetliye de yüzde 13,7 oranında maaş zammı olarak yansıyacak.

ZİRVEDEKİLER NE ALACAK ?

Yeni katsayılar, devletin zirvesinde görev yapanların maaşlarını da arttıracak. Bu çerçevede, 2007"nin 2. yarısında aylık maaşı ortalama 8 bin 492 YTL olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"a, bu yılın Ocak-Haziran döneminde ortalama 9 bin 48 YTL, Temmuz-Aralık döneminde de ortalama 8 bin 926 YTL maaş ödenecek.

Böylece Başbakanın aylık ortalama maaşı 8 bin 987 YTL olacak.

Bakanlar da yılın ilk yarısında 8 bin 998 YTL, ikinci yarısında ise 8 bin 876 YTL ortalama maaş alacak. Buna göre, bakanlara da, 2008"nin tümünde ortalama 8 bin 937 YTL maaş verilecek.

Yeni maaş düzenlemeleriyle milletvekillerinin eline de yılın ilk yarısında aylık ortalama 8 bin 751 YTL, ikinci yarısında ise 8 bin 624 YTL geçecek. Bu şekilde milletvekillerinin aylık ortalama maaşı da 8 bin 687 YTL"ye gelecek.

CUMHURBAŞKANI MAAŞI

Bu arada maaşı Cumhurbaşkanlığı Bütçesine göre belirlenen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, yılın ilk 6 aylık döneminde ortalama 16 bin 146 YTL aylık maaş alacak.

Cumhurbaşkanı maaşı, ikinci 6 aylık dönemde ise vergi dilimleri nedeniyle 15 bin 247 YTL"ye düşecek. Böylece, Cumhurbaşkanının 2008 yılındaki aylık ortalama maaşı 15 bin 697 YTL düzeyinde bulunacak.

PİLOTLAR İÇİN ÜÇ KAT TAVAN ÜCRETİ

Ayrıca yapılan düzenlemeye göre, sözleşme ücretleri; helikopter makinisti ve uçuş teknisyeni pozisyonlarıyla uçuş ile ilgili bakım ve kontrolörlük ve yükseköğretim kurumlarının araştırma-geliştirme proje hizmetlerine ilişkin pozisyonlarda çalıştırılacaklar için tavan ücretin iki katını, pilot pozisyonlarında çalıştırılacaklar için ise üç katını geçmemek kaydıyla belirlenebilecek.

Bakanlar Kurulu Kararı ile "1850" gösterge rakamı, "2260" olarak değiştirilirken bu kapsama Diyanet İşleri Başkanlığı, Elektrik İşleri Etüt İdaresi ve İller Bankası eklendi.

Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, 2007’nin 2. yarısında enflasyonun yüzde 4’ü aşması nedeniyle ortaya çıkan yüzde 0,35’lik enflasyon zammı çerçevesinde memur maaş katsayısının bu yılın ilk yarısı için 0,49486, taban aylık katsayısının 0,65283, yan ödeme katsayısının da 0,01569 olarak tespit edilmesinin ardından, memur maaş cetvelleri de yeniden düzenlendi.

Böylelikle enflasyon ve 2008 Bütçesindeki Ocak ayı zammının yanı sıra 1 Ocakta uygulamaya giren asgari geçim indirimi, maaşlarda yüzde 13,7’ye varan oranlarda artış sağlayacak.

OCAKTA SSK EMEKLİLERİ İÇİN 558,41 YTL"YE YÜKSELECEK

Öte yandan Türkiye İşçi Emeklileri Derneği (TİED) tarafından yapılan çalışmaya göre, emekli aylıklarına Ocak ayında yapılan zamla taban emekli aylığı SSK emeklileri için 558,41 YTL"ye yükselecek.

TİED tarafında yapılan çalışmada, 5724 sayılı 2008 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu"nun ilgili maddesi uyarınca, bu aydan itibaren Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilen SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamındaki emeklilerinin aylıklarına yüzde 2 zam yapılacağı belirtildi. Taban emekli aylığı Bağ-Kur (esnaf) emeklileri için 409,20 YTL, emekli sandığı emeklileri için 731,38 YTL olacak.

İŞTE ZAMLI MAAŞLAR

Aşağıdaki tabloda, Bakanlar Kurulu"nun yüzde 0,35"lik enflasyon farkını da dikkate alarak belirlediği yeni maaşlar görülmekte:

KAMU GÖREVLİLERİ   ARALIK  OCAK  ARTIŞ 
Müsteşar 1/4 3.755 3.919  4,4 
Genel Müdür 1/4 3.414 3.570 4,6
Şube Müd. Üniv.1/4 1.373 1.501 9,3
Memur 9/1 864 980  13,4 
Memur 14/2  861  977  13,5 
Hizmetli 13/3  843 959 13,7 
Öğretmen 1/4 1.236 1.361 10,1
Öğretmen 9/1 1.036 1.156 11,6
Vali 1/4 4.397 4.576 4,1
Kaymakam 7/1 2.261 2.390 5,7
Başkomiser 3/1 1.633 1.767 8,2
Polis memuru 9/2 1.406 1.535 9,2
Uz.doktor 1/4 1.612 1.746 8,3
Doktor 8/3 1.319 1.446 9,6 
Hemşire-Lise 12/3  972  1.091   12,2 
Mühendis-Şant.1/4 1.603  1.737  8,3 
Teknisyen-Büro 12/2  927  1.044  12,7 
Profesör 1/4  2.894  3.038  5,0 
Araştırma gör. 7/1  1.187  1.311 10,4 
Avukat 1/4  1.814  1.953  7,6

kaynak : internethaber.com, haberturk.com, Ajanslar


Volkan Evcil - 07.01.2008 00:26
139 adet Syf : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 Index  

ANA SAYFAYA DÖN


Haber Ara

Link Ara

74 Online Kullanıcı 


Copyright © 2005 Volkan Evcil