Günümüzde çiftlerin bir bebek sahibi olmayı planlamadan önce kendilerini bekleyen
ciddi riskleri öğrenmeleri, her şeyden önce sağlıklı bir bebek dünyaya getirmeleri için büyük önem
taşıyor. Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.
Yıldız Tunçay, annelere gebelik öncesinde ve sırasında aldıkları önlemlerle
birçok önemli riski ortadan kaldırdıklarını söylüyor.
Dr. Yıldız Tunçay, anneliği düşünen kadınları gebelik döneminde bekleyen
riskleri ve alınacak önlemleri şöyle sıraladı:
OMURGA AÇIKLIĞINA FOLİK ASİT: Gebe kalmadan 1-1,5 ay önce anne adayına folik
asit veriyoruz. Çünkü folik asit eksikliği, bebeğin omurgasının açık kalmasına
ve ağır sakatlıklara neden oluyor. Bilimsel araştırmalarla, koruyucu amaçlı
verilen folik asitin sakatlık oranını azalttığı ispatlanmış durumda.
ÇALIŞMA ŞARTLARINA DÜZENLEME: Gebeliği riske sokacak olumsuz şartlar varsa
onları da düzeltmeye çalışıyoruz. Anne bebeğe zarar verecek gazlar, alerji
yapacak kimyasal maddelerle temas ediyorsa, çalıştığı ortamda enfeksiyon
alacaksa, yüksek gerilim ve radyoaktivite olan yerlerde çalışıyorsa gebelik
öncesi bu şartları değiştirmesini öneriyoruz.
SİGARA MUTLAKA BIRAKILMALI: Sigara risklidir, anne adayının sigarayı bırakmayı
önceden planlaması gerekiyor. Sigara düşüğü ve erken doğumu artırıyor, gebelik
boyunca kanamalar olabiliyor.
FAZLA KİLO DA, AŞIRI ZAYIFLIK DA SAKINCALI: Anne adayı hamileliğe kilolu
başladıysa gebelik şekeri çıkıyor, tansiyon yükseliyor. Bu nedenle annenin kilo
vermesini sağlıyoruz. Annenin aşırı zayıf olması da riskli. Beden kitle
indeksinin (kilonun boyun karesine bölünmesiyle elde edilen rakam) 27’nin
üstünde olmamasını istiyoruz. Beden kitle indeksi 18’in altındaysa da aşırı
zayıf anlamına geliyor, bunu da riskli buluyoruz.
VAR OLAN HASTALIKLARIN TEDAVİSİ ŞART: Annenin daha önceden tansiyonu, diyabeti,
guatrı varsa dikkatli olmak lazım. Annenin kan grubunun bilinmesi, RH
uyumsuzluğuna bakılması gerekiyor. Annenin kanı RH negatif, babanın kanı RH
pozitif ise kan uyuşmazlığının belirlenip ikinci bebeği korumak için aşı
yapılıyor.
18 YAŞ ALTI VE 35 YAŞ ÜSTÜ RİSKLİ: 18 yaş altı ve 35 yaş üstü anneler riskli
grupta. Türkiye’de 18 yaşından önce gebe kalma yaygın. Erken yaşta evlenince
vücut hormonal yönden de tam olgunlaşmadığı için doğum güçlükleri oluyor, çünkü
kemik yapısı gelişmiyor, dolayısıyla doğum kanalı darlıkları ortaya çıkabiliyor,
tansiyon yükselmesi oluyor, erken doğum riskleri ortaya çıkabiliyor. 35 yaşından
sonra bazı kadınlarda yumurtlama fonksiyonları, genetik şifreleri ve kromozom
bozuklukları oluşuyor. En tipik örnek mongol bebeklerdir. Mongol bebek doğurma
riski, 35 yaşından sonra hızla artıyor.
MYOM VE KİSTLERE DİKKAT: Eğer rahimde myom varsa gebelik ağrılı geçiyor, erken
doğum riski artıyor. Bebeğin kaybıyla sonuçlanabiliyor. Yumurtalık kistleri ise
gebelik büyüdüğü sırada daha fazla olmak üzere burkulma veya çatlama nedeniyle
acil operasyon gerektirebiliyor. Bu nedenle myom ve kistlerin çıkarılması
gerekiyor.
DÜŞÜK YAPANLAR DOKTORA DANIŞMALI: Daha önce 2-3 düşük yapanlar, anne karnında
bebeği ölmüş olanların gebelik öncesinde doktora başvurması, buna neden olacak
faktörleri belirleyici testler yapıldıktan ve bunları ortadan kaldırıcı
tedbirler alındıktan sonra gebe kalması, öneriliyor.
AKRABA EVLİLİKLERİNDE RİSK YÜKSEK: Akraba evliliklerinde dikkatli olmak
gerekiyor. Taşıyıcı genler ile hastalıklar, anne ve babadan bebeğe aktarılıyor.
Bu da yüzde 5-6 oranında anomalili bebek doğurma riskine yol açıyor.
ÇOK KISA BOY DA RİSK YARATIYOR: Boyu çok kısa olan anneler de riskli. Çünkü bu
annelerin kemik yapısı dar oluyor, boyu 145 santimetrenin altındaki kadınlar
hamile kaldıklarında, büyüyen rahim karın içi organları sıkıştırıyor. Anne
gebeliği daha sıkıntılı geçirebiliyor. Böyle gebeliklerde doğum kanalı
darlıkları nedeniyle doğum güçlükleri oluşuyor. Çoğunlukla doğum sezaryen ile
gerçekleşiyor.
TİROİD AZ ÇALIŞINCA BEBEK DE ETKİLENİYOR: Hipotiroidi olan, guatrı az çalışan
annelerin, bu durumdan bebeğin zekası direkt etkileneceği için gebelik öncesinde
ilaç tedavisinin başlaması gerekiyor. Gebelik boyunca da 1-2 ayda bir tiroid
fonksiyon testleri kontrol edilerek doz ayarlaması yapılarak ilaç tedavisi devam
ettiriliyor. Bebekte zekayı tiroid hormonları çok etkiliyor.
ŞEKER HASTALIĞI
VARSA TOSUNCUK DOĞUYOR: Şeker hastası annelerin bebekleri iri
doğabiliyor. Bebek anneden geçen yüksek şekere alıştığından doğum sonrası kan
şekeri düşebiliyor, bu nedenle iyi takip etmek gerekiyor. Ayrıca bebek daha
kolay sarılık olabiliyor. Şeker hastası annelerin doğumunda iri bebek doğumuna
bağlı olarak travmalar görülüyor, akciğerde solunum zorlukları ortaya çıkıyor.
Şeker hastası annelerde yüksek tansiyon da beraberinde çıkabiliyor. Eğer
tansiyon kontrol altına alınamazsa kanamalar, düşük doğum ya da erken
doğum riski olabiliyor.
ANNEDE ANEMİ MUTLAKA ARAŞTIRILMALI: Anemi, bebeğin düşük kilolu ve erken
doğmasına neden oluyor. Akdeniz anemisi ülkemizde yaygın, hem anne hem baba
taşıyıcı ise bebek anemiyle doğuyor ve hastalık bebeğin ölüme kadar gidebiliyor.
Bu nedenle evlenmeden önce eşlerin mutlaka Akdeniz anemisine karşı test
yaptırması gerekiyor.
Daha fazla bilgi için, Acıbadem Yalova İrtibat Ofisi : 814 76 44
Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kurumsal İletişim : 0 262 317 40 55
Diyarbakır"da görev yapan mühendis Okan Gerçek"in banka hesabındaki maaşını internet ortamı üzerinden kendi hesaplarına aktaran Hacker’lerle ilgili Diyarbakır 2"inci Asliye Hukuk Mahkemesi emsal olabilecek bir karar verdi. Olayda gerekli önlemleri almayan bankayı kusurlu bulan mahkeme, vatandaşın parasının iadesine, yargılama giderlerinin de olayla ilgili yakalanan sanıktan tahsiline oy birliğiyle karar verdi.
TRANSFER EDİLEN PARA ATM"LERDEN ÇEKİLDİ
Diyarbakır’da Karayolları 9"uncu Bölge Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalışan Okan Gerçek"in maaşının yattığı banka, 2005 yılında çalıştığı kurum tarafından değiştirildi. Okan Gerçek"in maaşı da yeni anlaşma yapılan bankaya yatırılmaya başlandı. Ancak tüm faturaları için önceki bankaya otomatik ödeme talimatı vermiş olan Okan gerçek, bu nedenle her ayın 15’nci günü yeni bankaya yatan maaşınının bir bölümünü EFT yoluyla eski bankasındaki hesabına aktardı. Bu sırada boş durmayan Hackerler, Okan Gerçek’in yeni bankadaki hesabından kendi hesaplarına 2 bin YTL aktardı. Bu para 4 dilim halinde 16, 17 ve 18 Temmuz 2005 tarihlerinde aynı bankanın İzmir’deki Güzelyalı, Alsancak, Basmane ve Bornova Şubelerine ait ATM’lerden çekildi.
BANKA SORUMLULUK KABUL ETMİYOR
Hesabının boşaltıldığını öğrenen Okan Gerçek soluğu banka şubesinde aldı. Banka görevlisi Okan Gerçek’e, “Çekilen 2 bin YTL’nin haricinde hesabınızdan 2 bin YTL daha Almanya’daki Deutshe Bank"a Gültekin Ay adına EFT yapmak istemişsiniz. Ancak bakiyeniz yeterli olmadığı için bu işlem gerçekleşmemiş. İnternet üzerinden yapılan işlemlerde bankamız 3 şifre istiyor, doğru girilirse bundan sonraki işlemlerde mesuliyet kabul etmiyor. Siz şifrenizi kaydetmişsiniz, biz sorumlu değiliz"" cevabını verdi.
MÜHENDİS MAHKEMEYE BAŞVURUYOR
Neye uğradığını şaşıran Okan Gerçek hesaptan para çekmediğini, ayrıca sözkonusu EFT işlemlerini de yapmadığını ısrarla söylemesine rağmen bankayı bir türlü ikna edemedi. Merkezi düzeyde yapılan yazışmaların da sonuçsuz kalması üzerine Okan Gerçek çareyi yargıya başvurmakta buldu ve parasının iadesi için banka aleyhine 2"nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Ayrıca dolandırıldığı için Hackerler hakkında suç duyurusunda bulundu.
MAHKEME KARARINI VERDİ
Davayı görüşerek karara bağlayan Diyarbakır 2"nci asliye Hukuk Mahkemesi, bankayı haksız buldu ve şu kararı verdi:
“Her ne kadar davalı bankanın, davacı Okan Gerçek’in kendi kusuru sonucu internet bankacılığı için kendisine tahsis edilen şifrelerin 3"üncü kişilerin eline geçmiş olmasına sebebiyet verdiği iddia edilmiş ise de, Okan Gerçek tarafından internet üzerinden yapılan işlemler sırasında 3"üncü kişilerce sistem üzerinden bu bilgilerin elde edildiği, zira Okan Gerçek’in hesabından havale yapan ve yine adına hesap açılan kişinin davacıyla bir ilgisi tespit edilememiştir. Bankanın, internet bankacılığı için gerekli sistemi kurarken yeterince güvenlik önlemi almadığı, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, bu nedenle bankanın oluşan maddi zararı davacıya ödemesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. 2 bin YTL’nin dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle davalı bankadan alınarak davacı Okan Gerçek’e verilmesine karar verilmiştir. Çünkü Okan Gerçek’in zararına yol açan işlem davalı bankanın güvenlik sisteminden kaynaklanmıştır. Güvenlik sistemindeki zaafların internet korsanları olarak adlandırılan Hacker’lerce delinmesinin mümkün olduğu, bazı bankaların bu konuda oldukça sıkı önlem aldığı tespit edilmiştir."" Mahkeme, mahkeme masraflarının ise, hesabı boşalttığı belirlenen ve yakalanan hackerden tahsiline karar verdi.
FAİL YAKALANDI
Bu arada savcılığa yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada, banka ile yazışma yapan savcılık, Okan Gerçek’i dolandıran kişinin hayali olmadığını tespit etti. Bu kişinin Diyarbakır’da ikamet eden Diyarbakır’ın Lice İlçesi nüfusuna kayıtlı anne kızlık soyadı Bulut olan Fatma ve Muzaffer oğlu Bilen Zigurli olduğu ortaya çıktı. Yakalanan Zigurli hakkında, ‘Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık, bilişim sistemlerini bozma, kırma, sisteme veri yerleştirme’ suçlarından 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Bilen Zigurli’nin tutuksuz yargılanması sürüyor.
kaynak : Haber3.com
Volkan Evcil - 15.01.2008 15:03
Bir Kola"da Kaç Küp Şeker Var Biliyormusunuz ?
Çocuklarımızın tükettikleri besinler tıka basa (yağların en zararlıları) doymuş ve trans-yağlarla dolu. Elli yıl öncesinin çocuklarına oranla çok daha fazla şeker tüketiyorlar. Bir şişe meşrubatta, bir kutu kolada neredeyse tam 15 küp şeker var. Bir çocuğun günlük şeker tüketimi neredeyse yarım kiloya yaklaşıyor.
1960’lı yıllarda bir şişe meşrubat, 200-220 ml civarındaydı, şimdi dev boyları söz konusu olduğunda bir koka kola 2 litreye kadar çıkabiliyor. Televizyon reklamları, sürekli çocuk ve gençlere yemelerini, içmelerini öneriyor. Bir saatlik televizyon izleme süresinde çocuk ve gençler, ortalama 15-20 dakika besin maddesi reklamı izlemek zorunda kalıyor. Üstelik bu besinlerin çoğu, sucuk, sosis, margarin, hamburger, bisküvi, cips, gofret, şekerleme gibi sağlığa yarardan çok zarar veren sağlıksız şeyler.
SORUNUN NEDENİ ÇOK
Daha da kötüsü, bu ürünler aileler ve çocuklara "akıllarını geliştirmek", "beyinlerini güçlendirmek", bedenlerini desteklemek, bağışıklıklarına güç vermek, boylarını uzatmak, kemiklerini desteklemek gibi "hayır" denilmesi güç vaatlerle sunuluyor. Kısacası çocuk ve gençler sürekli olarak kalori bombardımanına ve yanlış beslenme tüyolarına maruz kalıyor. Uzmanlar, çocuk ve gençlerin çok yedikleri için değil, yanlış besinler tüketip yeteri kadar hareket etmedikleri için kilo aldıklarını, şişmanladıklarını belirtiyor. Onlara yemeleri için önerilen besinler arasında ne portakal, elma, kiraz, erik; ne de marul, domates, fasulye veya kabak var. Dayatılan besinler katma değeri yüksek, kalorisi şişmiş, vitamin ve mineral fakiri hazır ürünler: Cipsler, browniler, kalorisi ikiye-üçe katlanmış çikolatalı bisküviler, kolalı içecekler...
HAZIR KALORİ BOMBASI
Çocuk ve gençlerin beslenmesinde ev yemeklerinin hiçbir önemi kalmadı. Sabah kahvaltılarını çoğu kez servislerde veya okullarda yapıyorlar. Öğle yemekleri okul kantinlerinin fast-food yiyecekleri ve şekerli içecekleri ya da okul idaresinin dışarıdan sağladığı sağlıksız besinlerden oluşmak zorunda. Akşam üzeri açlık krizleriyle evine dönen çocukları eskisi gibi evde bekleyen anneler, anneanneler de yok artık. Ya buzdolabından donmuş bir yiyecek çıkarıp yemek, ya da pizza veya hamburger siparişi vermek zorundalar. Yani günümüzde çocuk yemeklerinin çoğu hazır yemek restoranlarından temin ediliyor.
Sorun sadece anne babalardan da kaynaklanmıyor. Yeni hayat, çocukları ve gençleri de değiştirdi. Günümüz çocukları, gençleri, sokaklarda, parklarda koşup oynayarak değil televizyon, bilgisayar ya da DVD ile oyalanarak, chat yaparak eğleniyor. Artık onlar da yavaş yavaş bize benzemeye başladı, çoğu yerinden bile kımıldamıyor. Kısacası bir zamanlar eğlenmek için koşan çocuklar şimdi eğlenmek için oturuyor ya da uzanıyor.
HAREKETSİZ YAŞAM
Güne akıllı bir kahvaltı ile başlamayan, öğlen yemeğini doğru besinlerden oluşmuş mönülerden sağlayamayan, gün boyu gazoz, kola, bisküvi, browni veya gofret, daha kötüsü cips, dondurma atıştıran, koşup oynayacağı zamanları bilgisayar, televizyon başında oynayarak geçiren bu yeni çocuk ve gençlerin şişmanlamaları kadar doğal bir şey olamaz. Yeteri kadar sebze ve meyve tüketmeyen, şekeri, nişastayı, yağlı ve unlu gıdaları beslenme planının ana unsurları haline getiren bu yeni hayatın beklenen bir sonucudur fazla kilolu ve şişman çocuklar.
Kahvaltı yapan çocuklar kolay kolay şişmanlamaz Binlerce araştırma, düzenli kahvaltı yapan çocukların daha dikkatli olduklarını, karmaşık problemleri daha kolay çözdüklerini, daha neşeli, keyifli ve barışık olduklarını, depresyon, hiperaktivite gibi sorunlara çok seyrek yakalandıklarını, daha seyrek hastalandıkları ve okula devam oranlarını yüksek tuttuklarını, her şeyden önemlisi matematik problemlerini çözmede, sosyal zekalarını geliştirmede daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor. Beyin, kan şekerinin neredeyse dörtte birini kullanan bir organdır. Sabah okula yeterli bir kan şekeri oranıyla başlayan vücutlar, hipoglisemik arkadaşlarına göre beyinlerine daha çok yakıt veriyor ve onların beyinleri en karmaşık problemleri bile çözmede asla zorlanmıyor.
kaynak : Osman Müftüoğlu / Hürriyet
Volkan Evcil - 15.01.2008 12:36
Memurlar 2008 Yılında Ne Kadar Maaş Alacak ?
Memur maaşlarında, 2007 için verilen enflasyon farkı, Ocak zammı ve
yılbaşında devreye giren asgari geçim indirimi ile birlikte, yüzde 4,1 ile yüzde
13,7 arasında artış meydana gelecek.
Buna göre Aralıkta aile ve çocuk yardımı dahil maaşı 861 YTL olan 14"ün
2"sindeki bir devlet memurunun cebine bu ay 977 YTL girecek.
Vali maaşına yüzde 4,1, müsteşar maaşına da yüzde 4,4 artış getiren yeni
düzenlemeler, 14"ün 2"sindeki bir memura yüzde 13,5, 13"ün 3"ündeki bir
hizmetliye de yüzde 13,7 oranında maaş zammı olarak yansıyacak.
ZİRVEDEKİLER NE ALACAK ?
Yeni katsayılar, devletin zirvesinde görev yapanların maaşlarını da arttıracak.
Bu çerçevede, 2007"nin 2. yarısında aylık maaşı ortalama 8 bin 492 YTL olan
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"a, bu yılın Ocak-Haziran döneminde ortalama 9 bin
48 YTL, Temmuz-Aralık döneminde de ortalama 8 bin 926 YTL maaş ödenecek.
Böylece Başbakanın aylık ortalama maaşı 8 bin 987 YTL olacak.
Bakanlar da yılın ilk yarısında 8 bin 998 YTL, ikinci yarısında ise 8 bin 876
YTL ortalama maaş alacak. Buna göre, bakanlara da, 2008"nin tümünde ortalama 8
bin 937 YTL maaş verilecek.
Yeni maaş düzenlemeleriyle milletvekillerinin eline de yılın ilk yarısında aylık
ortalama 8 bin 751 YTL, ikinci yarısında ise 8 bin 624 YTL geçecek. Bu şekilde
milletvekillerinin aylık ortalama maaşı da 8 bin 687 YTL"ye gelecek.
CUMHURBAŞKANI MAAŞI
Bu arada maaşı Cumhurbaşkanlığı Bütçesine göre belirlenen Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül de, yılın ilk 6 aylık döneminde ortalama 16 bin 146 YTL aylık maaş alacak.
Cumhurbaşkanı maaşı, ikinci 6 aylık dönemde ise vergi dilimleri nedeniyle 15 bin
247 YTL"ye düşecek. Böylece, Cumhurbaşkanının 2008 yılındaki aylık ortalama
maaşı 15 bin 697 YTL düzeyinde bulunacak.
PİLOTLAR İÇİN ÜÇ KAT TAVAN ÜCRETİ
Ayrıca yapılan düzenlemeye göre, sözleşme ücretleri; helikopter makinisti ve
uçuş teknisyeni pozisyonlarıyla uçuş ile ilgili bakım ve kontrolörlük ve
yükseköğretim kurumlarının araştırma-geliştirme proje hizmetlerine ilişkin
pozisyonlarda çalıştırılacaklar için tavan ücretin iki katını, pilot
pozisyonlarında çalıştırılacaklar için ise üç katını geçmemek kaydıyla
belirlenebilecek.
Bakanlar Kurulu Kararı ile "1850" gösterge rakamı, "2260" olarak değiştirilirken
bu kapsama Diyanet İşleri Başkanlığı, Elektrik İşleri Etüt İdaresi ve İller
Bankası eklendi.
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre,
2007’nin 2. yarısında enflasyonun yüzde 4’ü aşması nedeniyle ortaya çıkan yüzde
0,35’lik enflasyon zammı çerçevesinde memur maaş katsayısının bu yılın ilk
yarısı için 0,49486, taban aylık katsayısının 0,65283, yan ödeme katsayısının da
0,01569 olarak tespit edilmesinin ardından, memur maaş cetvelleri de yeniden
düzenlendi.
Böylelikle enflasyon ve 2008 Bütçesindeki Ocak ayı zammının yanı sıra 1 Ocakta
uygulamaya giren asgari geçim indirimi, maaşlarda yüzde 13,7’ye varan oranlarda
artış sağlayacak.
Öte yandan Türkiye İşçi Emeklileri Derneği (TİED) tarafından yapılan çalışmaya
göre, emekli aylıklarına Ocak ayında yapılan zamla taban emekli aylığı SSK
emeklileri için 558,41 YTL"ye yükselecek.
TİED tarafında yapılan çalışmada, 5724 sayılı 2008 yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanunu"nun ilgili maddesi uyarınca, bu aydan itibaren Sosyal Güvenlik Kurumuna
devredilen SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamındaki emeklilerinin aylıklarına
yüzde 2 zam yapılacağı belirtildi. Taban emekli aylığı Bağ-Kur (esnaf)
emeklileri için 409,20 YTL, emekli sandığı emeklileri için 731,38 YTL olacak.
İŞTE ZAMLI MAAŞLAR
Aşağıdaki tabloda, Bakanlar Kurulu"nun yüzde 0,35"lik enflasyon farkını da
dikkate alarak belirlediği yeni maaşlar görülmekte:
KAMU GÖREVLİLERİ
ARALIK
OCAK
ARTIŞ
Müsteşar 1/4
3.755
3.919
4,4
Genel Müdür 1/4
3.414
3.570
4,6
Şube Müd. Üniv.1/4
1.373
1.501
9,3
Memur 9/1
864
980
13,4
Memur 14/2
861
977
13,5
Hizmetli 13/3
843
959
13,7
Öğretmen 1/4
1.236
1.361
10,1
Öğretmen 9/1
1.036
1.156
11,6
Vali 1/4
4.397
4.576
4,1
Kaymakam 7/1
2.261
2.390
5,7
Başkomiser 3/1
1.633
1.767
8,2
Polis memuru 9/2
1.406
1.535
9,2
Uz.doktor 1/4
1.612
1.746
8,3
Doktor 8/3
1.319
1.446
9,6
Hemşire-Lise 12/3
972
1.091
12,2
Mühendis-Şant.1/4
1.603
1.737
8,3
Teknisyen-Büro 12/2
927
1.044
12,7
Profesör 1/4
2.894
3.038
5,0
Araştırma gör. 7/1
1.187
1.311
10,4
Avukat 1/4
1.814
1.953
7,6
kaynak :
internethaber.com, haberturk.com, Ajanslar
Volkan Evcil - 07.01.2008 00:26
6 Saniyede Kalp Anjiyosu Olmak İster Misiniz ?
Ülkemizde her yıl yaklaşık 300 bin kişi kalp damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor ve her 3 kişiden biri bu hastalıklara yakalanma riski taşıyor. Eskiden sadece ileri yaşlarda görülen kalp damar hastalıkları, çevresel faktörler ve değişen yaşam alışkanlıkları nedeniyle artık 30"lu yaşlardan itibaren tüm yaş gruplarında sıklıkla görülebiliyor. Bu noktada hızlı ve doğru tanı, hastalıkların başarıyla tedavi edilebilmesinde büyük önem taşıyor. Son yıllarda görüntüleme tekniklerinde atılan dev adımlar erken tanı yoluyla kalp damar hastalıklarına dayalı ölümlerin engellenmesinde büyük yol kat edilmesini sağlıyor. Yıllardan beri kullanılan eforlu EKG, talyum testi, stres ekokardiyografi gibi tekniklere, son yıllarda "Bilgisayarlı Tomografik Anjiyografi" (sanal anjiyo) yöntemi de katıldı. Tomografik anjiyografi tekniği, çok kesitli görüntüleme yeteneği sayesinde yeni bir boyut kazandı. Bu yeni teknoloji sayesinde, artık hiçbir semptom vermeyen kalp damar hastalıklarına bile kolaylıkla tanı konulabiliyor. Üstelik 10 saniyeden kısa bir süre içerisinde herhangi bir ağrı veya kanamaya neden olmaksızın, işlem sonrasında kişiyi günlük yaşantısından alıkoymadan!
SANAL ANJİYO NEDİR ?
"Kalp görüntüleme" yöntemlerini geliştiren, günümüzün en gelişmiş bilgisayarlı tomografi cihazıdır.
2x64 Kesit görüntüleme üstünlüğüyle saniyeler içinde tanı olanağı sağlar.
Anjiyografide, kansız ve ağrısız gerçekleştirilebildiğinden, devrim niteliğinde bir yöntemdir.
Yüksek hasta konforuyla kalp için en kolay tarama yöntemidir.
Yalnızca koldan yapılan bir iğne ile 6 saniyede kalp anjiyosu gerçekleştirilebilir.
Her türlü kalp ritminde net görüntüleme olanağı sağlar.
Ayrıca, onkolojik hastalıkların tedavi sürecinde ve acil servislerde en önemli gereksinim olan hızlı tanı koyma işlemlerinde de etkili bir cihazdır.
KİMLERE YAPILIR ?
- Check-up amaçli olarak,
- Sigara tiryakilerine,
- Kalp rahatsizligindan sikayeti olanlara,
- Ailevi kalp hastaligi hikayesi olanlara,
- Kanda kolesterol ve lipit seviyesi yüksek olanlara,
- Stent uygulanan hastalarda kontrol amaçli,
- By-pass yapilan hastalarda kontrol amaçli olarak yapilir.
NASIL UYGULANIYOR ?
İşlem sırasında kol toplardamarına opak bir madde veriliyor ve bu ilaç kalbe ulaştığında birkaç saniyelik görüntü alınıyor. Birkaç saniye içerisinde, koroner damarların detaylı görüntülenmesi, damar tıkanıklığı veya aterosklerotik plakların ve derecelerinin belirlenmesi, koroner fonksiyonel anatominin belirlenmesi, hastada şikayet oluşturmayan koroner damar patolojilerinin belirlenmesi, koroner kalsiyum skorlanması, by-pass damarlarının görüntülenmesi, doğumsal kalp damar anormalliklerinin belirlenmesi, kalp kasının fonksiyonları ve kalp kapak fonksiyonlarının incelenmesi gerçekleşiyor.
SÜREÇ
Önce, ilk yapilan çekime göre hastanin kalsiyum skoru degerlendirilir. Normal kisilerde bu skor 10"un altindadir. Eger deger 10"un üzerinde ise hastaya belirli periyotlarla kontrol kalsiyum skorlama yaptirmasi tavsiye olunur.
3 boyutlu olarak elde edilen koroner arterlerin her birinin ki bu arterler sag koroner arter, sol ana koroner arter, sol koroner arter ve sirkumflex arterin çap ve seyirleri izlenir. Eger hastada kalsifiye plak var ise bunun kan akimina engel olup olmadigina veya tikanma yapip yapmadigina bakilir. Bunun yaninda kalsifiye olmayan aterom plaklari da tikanmaya neden olabileceginden,damar duvarinda yapacagi hasar degerlendirilir.
SAĞLADIĞI YARARLAR
- Koroner damarlar detaylı görüntülenebiliyor.
- Damarın tıkanıklığı veya aterosklerotik plaklar ve dereceler belirleniyor.
- Doğumsal kalp damar anormalliklerine tanı konuyor.
Sistemin Diğer Çok Kesitli Tomografi Cihazlarından Farkı
Diğer sistemlere göre çok daha hızlı görüntüleme.
Kalp atım süresinden daha da kısa olan görüntüleme süresi sayesinde hastanın kalp hızının azaltılmasına gerek olmadan kalbi hızlı atan hastalarda bile güvenli görüntüleme yapılabilmektedir.
Yüksek hızda çekim.
Bu sayede, hareketli bir organ olan kalbin görüntülenmesinde oluşabilecek harekete bağlı görüntü bozuklukları azalmaktadır.
DOÇ.DR.ÖZGEN DOĞAN"IN AÇIKLAMALARI
Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi Kardiyaloğu Doç. Dr. Özgen Doğan bu konuda aşağıdaki açıklamayı yaptı.
A - KALP KRİZLERİNİN % 75"İ HİÇ BELİRTİ VERMİYOR
Ani kalp ölümleri hâlâ çok üst seviyede. Çünkü kalp krizinden ölümlerin dörtte üçü hiçbir belirti vermiyor, beşte birinde de hiç risk faktörü bulunmuyor. Sadece yüzde n0"ında bir risk faktörü var. Yani, kalp krizi son derece sinsi bir hastalık. Ani kalp ölümlerinin başlıca nedeni ani plak yırtılması. Bu plağı teşhis etmek zor; akan damar bölümünü daraltmıyor ve siz anjiyo yapsanız da bunu göremiyorsunuz. Bunun nedeni stres de olabilir başka bir etken de. Sonuçta aniden çatlıyor ve bu da ölüme yol açıyor. Bu plakları teşhis etme yöntemleri arasında bulunan sanal anjiyo teknikleri bir nebze daha etkili oluyor.
B - SANAL ANJİYO RİSKLİ
Sanal Anjiyo"nun büyük bir masrafı var, pahalı bir test; bütün nüfusa yapmanıza imkan yok. Bir de her yaptığınızda radyasyon alıyorsunuz. Radyasyon, kanser riskinizi artırabilir. Boya maddesi alıyorsunuz, ki bu da böbreklerinize zarar verebilir. Onun için bütün nüfusu bu teknikle taramanız hemen hemen imkansız. Her yapılan 2 bin sanal anjiyoda bir, kanser yaratma oranı var. Örneğin, 60 yaşında bir insana yaparsanız radyasyon önemli değil. Çünkü bunun etkisi 25 yıl sonra ortaya çıkıyor. Ama genç yaşta insanlar için risk fazla. Ani kalp ölümlerini engellemek için 30 yaşındaki nüfusu tararsanız, her sene sanal anjiyo yaparsanız kanser yaratırsanız. Ama yeni gelişmelerden biri MR olacak. 5 ya da 10 yıl sonra MR tetkiğiyle bu sorun teşhis edilebilecek. Kalp damarlarını şu anda MR görüntüleyemiyor. Yine pahalı bir teknik olacak ama radyasyonsuz ve boya maddesi vermeden bunu belirlemek mümkün olacak. MR teknolojisi yaygın olarak kullanılabilecek.
kaynak : acibademsanalanjiyo.com, sanalanjiyo.com
Volkan Evcil - 18.12.2007 13:17
Elektrofizyolojik Çalışma ve Ablasyonun Önemi
Bilindiği gibi kalp, sinüs düğümünden çıkan mikrovoltlar düzeyinde oluşan elektrik akımları ile çalışmaktadır. Elektrofizyolojik çalışma (EPS), toplardamar yoluyla (çoğunlukla kasık) kalp içine kateter denilen ince tüpler gönderip kalbin elektrik sisteminin incelenmesidir. Bu kateterlerin ucunda ve bazen de ucuna yakın yerlerde iletken metaller bulunur. Bu metaller kateterin öbür ucuyla kaydedici cihazlara bağlıdır. Böylece kateterin kalbin içinde bulunduğu yerlerde kalbin iletimini kaydetmek mümkün olur. Kateter kalbin içinde çeşitli yerlerde iken kayıtlar alınabilir: atrium (kulakçık), ventrikül (karıncık), sinüs düğümü, atrioventriküler düğüm vb.
EPS HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR ?
A - Aritmiler
Aritmiler kalbin yavaş çalışması (bradikardi), hızlı çalışması (takikardi) veya düzensiz çalışması şeklinde olabilir.
Bu sendromda sinüs düğümü düzenli ve yeterli miktarda uyarı çıkaramaz. Takikardi, bradikardi veya çeşitli düzensiz ritimler görülebilir.
2 - Atrioventriküler (AV) bloklar:
Atrioventriküler düğüm, sağ atriumun alt tarafında olup uyarının ventriküle geçmeden önde kısa bir süre bekletildiği yerdir. (Bakınız: Kalbin iletim sistemi). Bu düğümde iletimin bozulması uyarının ventriküllere geçişinde aksamalara ve kalbin yavaşlamasına neden olur. Uyarı geçişinin tam durması (3. derece AV blok) AV blokların en ağır şeklidir ve ölüme yol açabilir. Tedavide kalp pili (pacemaker) kullanılır.
3 - Wolff Parkinson White Sendromu:
Burada kalbin iletim sisteminde iletimin izlediği kestirme yollar vardır. Dolayısı ile iletim, normal kendi yollarından gideceğine bazen veya sürekli bu kestirme yollardan gider. Bu durum bazı zamanlarda ciddi takikardi nöbetlerinin olmasına neden olabilir. EPS ile bu kestirme yolların nerede olduğu saptanıp tedavisi (ablasyon) yoluna gidilebilir
B - Bayılma (Senkop)
Bayılma kalbe bağlı bir nedenden ise ciddi sonuçlara neden olabilir. Kalp ile ilgili olan bayılmaların en önemlisi aritmilere bağlı olanlardır. Diğer araştırmalarla nedeni saptanamayan bayılmalarda, kalp ile ilgili nedenlerin olup olmadığını saptamak için EPS yapılabilir.
EPS NASIL YAPILIR ?
EPS, kalp kateterizasyonu veya koroner anjiografi gibidir. Kateterin kalp içindeki pozisyonunu izlemek için işlem kateter laboratuarında x ışınları ile çalışılarak yapılır. Çoğunlukla hastanede 1 gün yatmayı gerektirir. Fakat duruma göre hasta, aynı gün de çıkabilir. İlaçların kullanımı veya kullanılan ilaçların hangilerine devam edilmesi gerektiği doktora sorulmalıdır.
Kateter çoğunlukla sağ kasık toplar damarından yerleştirilir. EPS"nin özelliğine göre bazen birden fazla kateter yerleştirilebilir. Ağrılı bir işlem değildir. Yalnız kasık bölgesini uyuşturmak için lokal anestezinin iğnesi hissedilir.
İşlem EPS"nin yapılış amacına göre 20-30 dakikadan 2-3 saate kadar sürebilir.
Kateter, kalbin değişik yerlerinde iken kayıtlar alınır. EPS ile kalbin elektrik sistemi ve iletim yollarının fonksiyonu kontrol edilebildiği gibi bazen de elektriksel uyarımlar verilerek aritmi oluşup oluşmadığına da bakılabilir.
EPS KAYIT SİSTEMİ
Özellikle anormal iletim yollarının varlığında veya anormal uyarıları çıkaran odakların bulunduğu durumlarda aynı anda ablasyon da yapılabilir. Ablasyon ile bu bölgeler radyofrekans enerji ile ortadan kaldırılır: böylece tanı ve arkasından tedavi birlikte yapılabilir.
POTANSİYEL RİSKLER
- Kasıkta giriş yerinde kanama
- Emboli (kan pıhtısı, yağ vb"nin damar yoluyla vücudun başka bir yerine gitmesi)
- Damarda zedelenme veya çok nadiren yırtılma
- Aritmi
- Felç
- Kalp krizi
- Çarpıntı
- Göğüs ağrısı
- Kalp durması
Bunların görülme sıklığı %1"in altındadır. Fakat unutulmamalıdır ki, bütün invaziv işlemler; hastalığın riskinin işlem riskinden çok daha yüksek olduğu durumlarda önerilmekte ve yapılmaktadır.
Sağlıklı kalpler dakikada belli bir sayıda düzenli olarak çalışırlar. Bu hız istirahat halinde 60-80 arasındadır ve eşit aralıklarla olur. Kalp ritmi, kalpte sinüs düğümünden doğan minik elektrik akımları ile sağlanır. Kalbin ritminde bozulmalar aritmi olarak adlandırılır ve aritmiler altında bir çok değişik ritim bozukluğu vardır. Kalp atım sayısının dakikada 100" ün üzerine çıktığı takikardiler de aritmiler grubuna girer.
Takikardi oluşturan anormal kalp dokusu tahrip edilerek ortadan kaldırılabilir ve böylece takikardi tedavi edilebilir. Buna kateter kardiyak ablasyon, radyofrekans ablasyon, kardiyak ablasyon veya yalnızca ablasyon denir. Ablasyon kateter denilen uzun ince tüpler yardımıyla yapılabildiği gibi açık kalp cerrrahisi sırasında da yapılabilir.
EPS ve ablasyon için kateterler vena kava inferior yoluyla sağ atrium bölgesine ve 1 tanesi de sağ ventrikül bölgesine yerleştirilmiş.
Kateter ablasyonda kasık veya kol toplardamarı yoluyla kalp içine kateter ilerletilir. Kateterin kalbin neresinde olduğu x ışınları yardımıyla (floroskopi) izlenebilir. Kateterlerin ucu kayıt cihazına bağlanarak kalp içi EKG kayıtları alınır ve araştırma ile takikardi yapan odak bulunur. Daha sonra kateter yardımıyla radyofrekans enerjisi verilerek bu bölge tahrip edilir ve böylece sorumlu odak ortadan kaldırılır. Sorumlu odağı tahrip etmede çoğunlukla radyofrekans enerji kullanılır.
Radyofrekans veren cihaz. Ön tarafta ise ablasyon kateterleri görülüyor.
Nadiren dondurarak da bu bölge tahrip edilebilir (kriyoablasyon). Ablasyon sonrasında aritminin çeşidine göre antiaritmik ilaç veya İCD (şok veren kalp pilleri) takılması gerekli olabilir. Ablasyon işlemi kardiyologlar içinde bu işle ilgilenen (elektrofizyolog) doktorlar tarafında yapılır. Tecrübeli ellerde başarı şansı %90"ın üzerindedir.
Ablasyon değişik tip aritmilerin tedavisinde kullanılabilir:
1- AV nodal takikardiler:
İletimin AV düğüm cıvarındaki kısa devre yollardan ilerlemesiyle takikardi nöbetleri oluşabilir. Ablasyon ile bu kısa devre yapan yollar ortadan kaldırılır.
2 - Wolff Parkinson White Sendromu:
Burada da iletimde ekstra yollar vardır. Doğumsal bir hastalıktır. Ciddi aritmilerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
3 - AV kavşak takikardileri:
AV düğüm bölgesinde doğan anormal uyarıların oluşturduğu takikardilerdir.
4 - Atrial fibrilasyon:
Atriumlardan köken alan dakikada 400 üzerinde düzensiz (kaotik) uyarının oluşturduğu aritmidir. Hastada ciddi şikayetler oluşturabilir ve kalp içinde pıhtı (trombüs) oluşturmaya eğlim yaratır. Oluşan bu pıhtılar daha sonra yerinden kopup önemli organlara giderek (emboli) beyin, böbrek, kalp damarı vs. ciddi problemlere neden olabilir.
5 - Atrial flutter:
Atrial fibrilasyona benzer bir aritmidir. Yalnız oluşan ritim daha düzenlidir ve atrial fibrilasyon kadar emboli riski yoktur.
6 - Atrial takikardi:
Atriumlarda köken alan ve dakikada 150-250 hızda atıma neden olan takikardilerdir.
7 - Ventriküler takikardi:
Ventriküllerden (karıncıklar) köken alan dakikada 150-200 kalp hızına sahip takikardilerdir. Çoğunlukla organik bir kalp hastalığı zemininde gelişir. Özellikle 30 sn"den uzun sürenleri (sustained) çoğunlukla kötü bir habercidir; ölümcül aritmilerin öncüsü olabilir.
8 - Ventriküler fibrilasyon:
Ölümcül bir aritmidir. Müdahale edilmezse ölümle sonlanır. Eğer buna neden olan bölge bulunabilirse ablasyon yapılabilir.
Atrial fibrilasyon ve ventriküler takikardi ablasyonlarından sonra hastaların antiaritmik ilaç da almaları gerekli olabilir. AV düğün ablasyonundan sonra ise pacemaker (kalp pili) takılması gerekir.
UYGULAMA ŞEKLİ
Kateter ablasyon öncesinde:
Kateter ablasyon planlandıysa öncelikle elektrofizyolojik çalışma (EPS veya EFÇ) yapılarak anormal ritimin nereden doğduğu araştırılır. Kateter ablasyon öncesinde hastaların 8 saat aç olması tercih edilir.
Kateter ablasyon sırasında:
Kateter ablasyon işlemi koroner anjiyografi veya EFÇ gibidir. Hasta kateter laboratuarına alınır. Çoğunlukla kasık toplardamarından girilir. Bunun için kasık bölgesine lokal anestezik yapılır. Ağrılı bir işlem değildir. Sorumlu bölge bulunduktan sonra bu bölgeye ucunda metal bir elektrod bulunan kateter yardımıyla enerji verilir ve buradaki sorumlu hücreler imha edilir (yakılır!). Bu sırada hasta çarpıntı ve göğüste hafif bir yanma hissedebilir. İşlem süresi çok değişkendir: 1/2-2 saat ile 4-6 saate kadar sürebilir. Daha sonra kateter çıkarılır.
Kateter ablasyon sonrası:
Kateterin giriş yerinde kanama olmaması için bu bölge sarılır ve hafif bir ağırlık konularak yatak istirahatine alınır. İşlem koldan yapılırsa yatak istirahatine gerek yoktur.
Hastaya hastaneden ayrıldıktan sonra 24 saat süreyle ağır kaldırmaması, ağır egzersiz yapmaması söylenir.
İşlem yerinde hafif ağrı ve morarma olabilir. Bu normaldir. Ağrının artması, şişlik ve kızarıklık gelişmesi durumunda, doktor durumdan haberdar edilmelidir.
KATETER ABLASYONUN POTANSİYEL RİSKLERİ
Her invaziv (kanlı) işlemde olduğu gibi kateter ablasyonunda da bazı riskler vardır:
- Ölüm (Binde 1-binde 2)
- Kalbe ait komplikasyonlar:
Yüksek dereceli AV blok (kalp pili -pacemaker- takılmasını
gerektirebilir.)
Kalp tamponadı (kalp zarına sıvı dolması ve kalbi sıkıştırması)
Koroner arter spazmı/trombüsü: miyokard infarktüsü)
Perikardit (kalp zarı iltihabı)
- Damar komplikasyonları (Sıklık Yaklaşık %2-%4)
Karın içine kanama, giriş yerinde kanama, damar zedelenmesi, pıhtı
embolisi, tansiyon düşüklüğü, geçici iskemik atak, felç.
Kateter ablasyonu dışında bazı özel aritmilerde (atrial fibrilasyon, ventriküler takikardi gibi) ablasyon cerrahi olarak da yapılabilir.
kaynak : ahmetalpman.com
Volkan Evcil - 17.12.2007 11:17
2008 Yılında Özel Sektör"de Maaşlar Ne Olacak
Ocak ayı yaklaşırken şirketlerin çalışanlarına uygulayacağı zam oranları da şekilleniyor. Şirketler, kesin oranları henüz
tam olarak netleştirmemekle birlikte yapılacak artışın ilk sinyalleri gelmeye başladı.
Bu konu ile ilgili olarak Referans Gazetesi"nin haberine göre; 2008"de ücret artış oranları yüzde 5-8 bandında kalacak, en çok tercih edilen oran ise yüzde 6-7 olacak.
Enflasyondaki düşüş trendi, şirketlerin ücret artış politikalarında da geçen yıla göre değişikliğe neden oldu. 2007 yılında
"geçmiş enflasyon" yerine "gelecek enflasyon" beklentisini baz alan şirketler bu sayede artış oranlarını da düşük tutmuştu. Fakat geçen yıl çalışanlarını memnun edemeyen şirketler, bu yıl çalışanlar arasındaki rahatsızlığı gidermek ve personeli elinde tutabilmek için yeniden geçmiş enflasyonu baz almaya hazırlanıyor. Yani hükümetin 2008 için öngördüğü yüzde 4"lük enflasyon oranında değil, 2007"de hedeflenen yüzde 7 enflasyonun ücret artışında baz alınması planlanıyor. Bununla birlikte yıl ortası düzeltme olasılığı da yüksek görünüyor. Gelecek yıl, performansın da ücrete yansıtılması eğilimi ağırlık kazanmaya başladı. Geçen yıl performans farkları çalışanlara ağırlıklı olarak prim olarak dağıtılıyordu.
Şirketlerin beyaz yakalı personele uygulayacağı zam oranları da şekillenmeye başladı. Prometheus Danışmanlık tarafından İstanbul, İzmit, Bursa, Gaziantep, Manisa, Antalya, Eskişehir, Denizli, İzmir, Ankara, Konya, Malatya, Adana, Bolu ve Tekirdağ olmak üzere 15 sanayi ve üretim kentindeki 300 şirketle yapılan
"2008"e Girerken Ücretler" araştırması şirketlerin 2008"de uygulayacakları ücret politikasına ışık tutuyor. Araştırmaya göre 2007 yılında ağırlıklı olarak yüzde 7-10 bandında gerçekleşen ücret artışları, bu yıl yüzde 5-8 ile sınırlı kalacak.
Yıl ortası düzeltme eğilimi yüksek
2008 yılında şirketler arasında yüzde 5-8 bandında tek zam eğiliminin hâkim olduğunu söyleyen Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü Yücel Atış,
"Geçmiş dönem enflasyonu baz alanlar yüzde 6 artı 1.5 performans, gelecek dönem enflasyonu baz alanlar ise yüzde 4 artı 1 performans zammı yapacak. En çok tercih edilen oran ise yüzde 6-7 olacak" dedi. Şirketlerin tek zam dönemi belirlemesine karşın yıl içinde enflasyonu izlemeye devam edeceklerini söyleyen Atış, bu doğrultuda makro-ekonomik gelişmelere bağlı olarak yıl ortası düzeltme olasılığının da yüksek görüldüğüne işaret etti.
2008"de şirketlerin artış oranları için baz aldıkları etkenlerin ise geçen yıla göre değişeceğini söyleyen Atış, bu yıl 2008 enflasyon beklentisi yerine 2007"de gerçekleşen enflasyonun ağırlıklı olarak gösterge sayılacağını vurguladı. Atış,
"Şirketler beyaz yakalı personel için geçen yıl ağırlıklı olarak gelecek yılın enflasyonunu baz alıyorlardı. Fakat geçen yıl yüzde 7 enflasyon oranında yapılan artışlar çalışanları tatmin etmedi. Bu yılın enflasyon beklentisi ise yüzde 4. Bu beklenti baz alındığında çalışanların iyice rahatsız olacağından endişe eden şirketler, tekrar 2007"de gerçekleşen yüzde 7"lik oranı baz alarak artışları birkaç puan da olsa yükseltme eğiliminde" diye konuştu.
Performanslar ücrete yansıyacak
Gelecek yıl, performansın da ücrete yansıtılması eğiliminin ağırlık kazanacağını söyleyen Atış, geçen yıl şirketlerin yüzde 55"i performans farklarını prim olarak dağıtmayı tercih ederken, bu yıl bu oranın yüzde 40"lara ineceğini söyledi. Atış, şirketlerin performansı prim yerine, ücretlere aylık olarak yansıtarak ücret artışını 1 puan da olsa yüksek göstermeyi tercih ettiklerine işaret etti. Ücret konusunda kademeler arasındaki fark aralığının kapanmaya başladığını söyleyen Atış,
"Aynı departmanda aynı işi yapan iki kişiden, bir üst pozisyondaki çalışan diğerinden çok uçuk rakamlar alabiliyor. 2007"de 25-125 olarak gerçekleşen fark aralığının 2008"de 25-100"e gerileme eğiliminde olduğu görülüyor. Bu, çalışan motivasyonu açısından olumlu bir gelişme" dedi.
Yeni mezuna 750 bin YTL
Artış oranlarının belirlenmesiyle birlikte, 2008 yılında beyaz yakalılar arasındaki piyasa ücret aralıkları da şekillenmeye başladı. Buna göre yeni üniversite mezunu bir çalışan 750 ile 1500 YTL arasında ücret alırken 3-5 yıl deneyimli bir çalışanda bu aralık 2-4 bin olarak gerçekleşecek. 10 yıl deneyimli bir üst kademe yöneticisinin aylık ücreti 8 bin YTL"den başlarken CEO veya genel koordinatör düzeyinde ise bu rakam 50 bin YTL"ye kadar çıkacak.
Beyaz yakalılar arasında en çok aranan pozisyonların başında ise 2008"de de yine satış elemanları gelecek. Buna karşın, düzelen ekonomik ortamda yatırımları artan şirketlerde finansman elemanı arayışı bir numara olacak. Ar-Ge departmanlarına yatırımı artan şirketler de Ar-Ge pozisyonlarına olan eleman talebini üçüncü sıraya yükseltecek. Dış ticaret, satın alma ve pazarlamadaki yükselişe karşın üretimde durağan, lojistikte ise hareketli bir süreç söz konusu olacak.
2008"de beyaz
yakalılarda piyasa ücret aralıkları
Deneyim
Pozisyon
Ücret (YTL-Net)*
-
Yeni üniversite mezunu
750-1500
2-3 yıl
-
1500-3000
3-5 yıl
Senior uzman, ilk kademe
yöneticisi, şef yardımcısı
2000-4000
5-7 yıl
Orta kademe yönetici, şef,
müdür yardımcısı, müdür
3500-7000
7-10 yıl
Orta/üst kademe yönetici,
müdür, grup müdürü
6000-10000
10-15 yıl
Üst kademe yönetici, genel
müdür yardımcısı, direktör
8000-16.000
10-20 yıl
Tepe yöneticisi
14.000-28.000
---
CEO/Genel koordinatör
20.000-50.000
*Ücretler İstanbul için gerçekleşmesi beklenen rakamlar.
İstanbul 100 iken, İzmir 75, Ankara 60, Anadolu ise 50 alıyor.
Deneyim, yıl.
kaynak : Hurriyet.com.tr
Volkan Evcil - 27.11.2008 12:55
İşte İzleyenlere Sigarayı Bıraktırabilecek Video
Sigara bir kanser üreticisidir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) nun yayınladığı
son rapora göre, dünya genelinde bütün ölümlerin % 35 "i kanserden ileri
geliyor. Sigara, akciğer başta olmak üzere, gırtlak, ağız, dil, mide, onikiparmak, ince ve kalın bağırsak, karaciğer, cilt, göğüs (meme), rahim ve prostat gibi
kanserler ile göz ve beyin tümörlerinin çoğunlukla temeldeki sebebidir. Günde
bir paket sigara içen birinin içmeyene göre akciğer kanserine yakalanma ihtimali
20 misli fazladır. Sigara, kanı pıhtılaştırdığından damar çeperlerini
kalınlaştırır. Bunun sonucu damar sertliği ve yüksek tansiyon oluşur. Bu oluşum; göz, beyin, kalp, karaciğer, böbrek başta olmak üzere bütün damarlarda
çatlama, yırtılma ve tıkanmalar yapar. Kan dolaşımı yavaşlar, nabız sayısı
artar, solunum yetmezliği görülür. Hafıza kaybı, görme bozuklukları, işitme
bozuklukları, felçler, böbrek ve karaciğer bozuklukları hayati tehlikeyi
arttırmaktadır. Sigara, hücrelerimize hayat ve enerji veren C ve B
vitaminlerinin düşmanıdır. Sigara, tükürük akımını azaltır, bu da akciğer
hastalığına götürür. Sigara, alınan ilaçları etkisizleştirebiliyor. Sigara
içenlerde hastalık, yara ve ameliyatların tedavi süresi uzun sürüyor. Günde bir paket sigara içen, 20 yılda 5 - 7 kg katran vücuduna depo etmiş olur.
Sigara, dişleri sarartır, cilt güzelliğini ve rengini bozar, göz parlaklığını
kaybeder, ses tellerinin ahengini bozar. Sigara aile bütçesini olumsuz şekilde
etkiler, yangınlara sebep olur, çevre kirliliği yaratır.