|
Merkezi İngiltere'de bulunan The Fish Foundation (Balık Derneği) Başkanı Dr. Ray Rice, yaşamın ilk yılının beyin gelişiminin gerçekleştiğini belirterek, bebeğe mutlaka Omega-3 yağ asitlerinin verilmesi gerektiğini söyledi.
Rice, bir ilaç firmasının organize ettiği ''Omega-3 Yağ Asitleri'' konulu konferansta, özellikle balık ve balık yağında bulunan uzun zincirli çoklu doymamış Omega-3 yağ asitlerinin bedensel ve beyin gelişimi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için mutlaka alınması gerektiğini belirtti.
Bu yağ asitlerinin insan sağlığına sağladığı faydalar konusunda insanları bilinçlendirmek için 1990 yılında The Fish Foundation'ı kurduklarını anlatan Rice, ''İnsan vücudunun her yaşta Omega-3'e ihtiyacı vardır. Özellikle yaşamın ilk 1 yılı beyin gelişimi gerçekleştiği için bebeğe mutlaka Omega-3 verilmesi gerekir'' dedi.
Bebeklerin anne sütüyle beslenmesinin önemine dikkati çeken Rice, anne sütünün, bebeğin doğumdan sonra Omega-3 alabileceği çok önemli bir kaynak olduğunu, yeni doğan bebeklerin bu nedenle en az 6 ay anne sütüyle beslenmesinin hayati önem taşıdığını bildirdi.
İngiliz Hükümeti'nin 2 ay önce insanların beslenme rejimlerinde Omega-3 miktarını 2 kat artırmaları için uyarıda bulunduğunu ifade eden Rice, şunları söyledi:
''İngiliz Hükümeti, vatandaşlarının günde en az 450 miligram uzun zincirli Omega-3 yağ asidi almasını tavsiye ediyor. Vatandaşların, Omega-3 ihtiyacını, balık yiyerek, balık yiyemeyenlerin ise balık yağı ya da Omega-3 yağı katkılı besin takviyeleriyle giderebileceğini açıkladı. Bu açıklamaya göre, üreticiler Omega-3 katkılı ürünlerinin ambalajlarında (Bu üründe Omega-3 vardır, Omega-3 ile kalp hastalığı ve kalp krizi riskiniz azalır) ibarelerine yer verebilecek. Henüz bu kararname yeni olduğu için bu etiketler gıda maddelerinin üzerine konulmadı, ancak 6 ila 12 ay içinde konulması planlanıyor.''
Omega-3 katkılı ürünler
Şu anda Fransa, İspanya ve İrlanda'da, Omega-3 katkılı sütlerin satıldığını anlatan Rice, Avustralya'da ise bu yağ asidinin ekmeğe konulduğunu ve birçok ülkede bebek mamalarında katkı maddesi olarak kullanıldığını ifade etti.
Rice, Omega-3 yağ asidinin tavuk çiftliklerinde yeme karıştırılarak Omega-3 katkılı yumurta elde edildiğini bunun da İngiltere'yle birlikte Türkiye'de de uygulandığını kaydetti.
Uluslararası Yağ Asitleri ve Lipit Araştırma Derneği'nin (İSSFAL) ise yetişkinler için günde en az 500 miligram Omega-3 alınması yönünde tavsiyede bulunduğunu bildiren Rice, şöyle konuştu:
''Türk beslenme alışkanlıkları İngiliz'lerin beslenme şekline benzediği için aşağı yukarı aynı oranda alınması uygun olur. Omega-3 beslenmenin bir parçası. İlaç olarak algılanmamalı. Eğer vücutta yeterli düzeyde değilse bu eksikliği takviyeyle telafi etmeliyiz. Omega-3 eksikliği nedeniyle kalp hastalığı ortaya çıkmaz ama eksikliği olan bu maddenin telafi edilmesiyle vücudun kendisini savunma kabiliyeti artar.''
Omega-3 nedir?
Omega-3, uzun zincirli doymamış yağ asidi olup, özellikle derin dip su balıklarında bol miktarda bulunmaktadır.
Omega-3'ün Omega-6'dan farkı nedir?
Omega-3 soğuk denizlerde yaşayan balıklarda ve balıkyağında bolca bulunurken, Omega-6 birçok bitkisel üründe bulunmaktadır.Omega-3 yağ asidi, kanda akışkanlığı sağlarken, Omega-6 kanın pıhtılaşmasına yardımcı olur.
İdeal kan dolaşımını sağlamak için günlük beslenmede 5-10 gram Omega-6 yağ asidine karşılık, en az 1 gram Omega-3 yağ asidi almak gerekmektedir. Ancak modern beslenme alışkanlıkları sonucu aldığımız Omega-6 asidi gereğinden fazla olduğu için vücut dengemiz bozulmaktadır. Bu yüzden içinde Omega-3 bulunan balık yağı ve diğer besinlerle vücudumuza takviye yapmalıyız.
Kalp krizi riskini azaltır !
Kan yağlarının bir türü olan trigliseridlerin kanda yüksek düzeyde bulunması damar sertliği ve kalp krizi riskini arttırır.
Omega-3 yağ asidi trigliseridlerin kandaki düzeyini düşürür. Bu nedenle kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olan kişilerin diyet uygulamasının yanısıra Omega-3 natürel balık yağını kullanması iyileşmelerine katkı sağlar.
Kolestrolü düşürür !
Her insanın vücudunda bulunan kolestrol, yağa benzer bir maddedir. Doymuş yağ asidi içeren hayvansal besinler ve katı yağların fazla miktarda tüketilmeleri, kolestrol düzeyinin yükselmesine ve damar tıkanıklıklarına yol açabilir.
HDL, damarlarda biriken kolestrolü temizleyen bir maddedir. Omega-3 yağ asidi kandaki HDL seviyesinin artmasını sağlayarak kolestrol oranının düşmesine yardımcı olur.
Tansiyonu dengeler !
Omega-3 asidi kanın akışkanlığını sağlar ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur.
Balık ve balık yağıyla yapılan çalışmalarda özellikle diyolistik değerde (küçük tansiyon) düşme görülmüştür. Hipertansiyon hastalığının önlenmesi ve tedavisinde yapılacak günlük diyetin yanısıra natürel Omega-3 balık yağının kullanılması iyileşmeye katkı sağlar.
Artrit ve romatizmal hastalıklara iyi gelir.
Araştırmalara göre balık ve balık yağında bulunan Omega-3 yağ asitlerinden günde 35 gr alındığında eklemlerdeki tutuklukların ve sabah sertliğinin azaldığı görülmüştür. Düzenli olarak balık yenmesi ve natürel Omega-3 balık yağı kullanımı romatizmal şikayetlerin ve mafsal iltihabının azalmasını sağlar.
Hücre gelişimine katkı sağlar
Omega-3 asidinin dengeli alınması düzenli kan dolaşımıyla birlikte beyin ve hücre gelişiminde önemli fayda sağlar. Omega-3 yağ asidi sayesinde hücre zarının etkinliğide artar. Bu da vücutta her bir hücrenin daha sağlıklı olması demektir.
Bebeklerin beyin, sinir sistemi ve göz retinası gelişmine yardımcı olur
Yapılan araştırmalar Omega-3 yağ asidi içeren balık, balıkyağı ve diğer besinlerden oluşmuş bir beslenme uygulayan annelerin bebeklerinde beyin, sinir sistemi ve görme yeteneklerinin, bu tip beslenme uygulamayan annelerin bebeklerine göre daha gelişmiş olduğunu göstermektedir.
Omega-3 yağ asidi vücutta göz ve beynin fonksiyonel gelişiminde elzem rol oynayan uzun zincirli doymamış yağ asitlerini (EPA+DHA) doğal haliyle içerir. Bu yüzden hamile kadınların, premature bebeklerin, normal bebeklerin, çocukların, genç erişkinler ve yaşlıların diyetlerinde balık ve natürel Omega-3 balık yağı içeren besinler mutlaka bulunmalıdır.
Bebeğinizin zihinsel gelişimi, annenin hamilelik döneminde ve bebeğinizin doğumdan sonraki ilk 6 ayda aldığı gıdalardan etkilenmektedir.
İnsan beyni ve göz retinası, uzun zincirli doymamış yağ yapısındaki yağ dokularından oluşur. Omega-3 yağ asitleri, enerji vermenin dışında beynin ve göz retinasının da temel yapı taşını oluşturur. Ceninin ve yenidoğanın gelişimini sağlamak için, özellikle hamileliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki 6 ayda yeterli miktarda Omega-3 yağ asidi almasını sağlamak gerekir.
Yeterli oranda Omega-3 yağ asidi almış bebeklerle, sadece Omega-6 açısından zengin olan fakat Omega-3 açısından yeterli olmayan bitkisel yağlar içeren gıdalar alan bebekler arasında zihinsel gelişim farklılıkları gözlenmektedir. Yeterli oranda Omega-3 yağı alan bebeklerin zihinsel gelişimlerinin (entellektüel kapasitelerinin) almayanlara oranla daha iyi olduğu tıbbi araştırmalarla kanıtlanmıştır (P Willatts, JS Forsyth, MK DiModugno, S Varma, M Colvin (1998), University of Dundee, Scotland, The Lancet 28 Aug. 1998).
Özellikle premature bebeklerde Omega-3 yağ asidinin önemi daha da artmaktadır. Omega-3 takviyesi almayan premature bebeklerde zihinsel ve göz gelişiminin zayıf olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda araştırmalar, prematüre bebeklerde ileriki yaşlarda yüksek tansiyon ve koroner kalp rahatsızlıkları yaşandığını göstermektedir (Siewert-delle A. Long term renal function in primary hypertension. Acad. thesis University of Gothenburg 1998).
Omega-3 yağ asitlerinin erken doğum olasılığını önleyici etkisi vardır. Beslenmemizde bir kaç çeşit yağ vardır. Batılı toplumlarda çoğunlukla katı yağlar tüketilirken, doymamış yağ asitleri daha az tüketilir. Doymamış yağ asitlerini tüketirken de bitkisel yağlarda bol miktarda bulunan Omega-6 yağ asitleri ile, derin dipsu balıklarından elde edilen balıkyağında yoğun olarak bulunan Omega-3 yağ asitlerini dengeli olarak tüketmek gerekir.
Yapılan klinik araştırmalar, hamilelik döneminde alınan yeterli miktarda Omega-3 yağının erken doğumu önleyici etkisinin olduğunu göstermektedir (Olsen SF et al. Randomised controlled trial of effect of fish-oil supplementation on pregnancy duration. The Lancet 1992;339:1003-1007).
Bütün bu araştırmaların sonucunda özellikle hamileliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki ilk 6 ay boyunca günde 2.4 gram Omega-3 yağı alınması tavsiye edilmektedir.
Depresyona iyi gelir, stresi azaltır
Yağ asitleri tüm hücreler gibi beyin hücrelerinin sağlığı açısından da büyük önem taşır. Yağlı yiyecek tüketiminin bilnçsizce kesilmesi beyin hücre zarında fonksiyon bozukluklarına, stres, depresyon, dikkat eksikliği ve kronik yorgunluğa sebep olur. Omega-3 yağ asidi mutluluk hormonu serotoninin kandaki seviyesini arttırarak kişinin depresyona girme riskini azaltır. Natürel Omega-3 balık yağı kullanımıyla sinir sistemi sağlıklı tutularak stres önlenebilir.
Sağlıklı bir cilt, canlı parlak saçlar
Saçlardan tırnak uçlarına dek vücudun sağlıklı bir biçimde var olabilmesi için, kanın vücutta serbestçe dolaşabilmesi ve oksijen taşıması gerekmektedir. Omega-3 asidinin dengeli alınması düzenli kan dolaşımını sağlar . Böylece sağlıklı bir cilt ve saçlara sahip olunabilir.
Kanser tedavisine yardımcı olur
Yapılan araştırmalar Omega-3 yağ asidinin tümör oluşumunu geciktirdiğini, ayrıca tümörlerin hem büyüme hızını hem de büyüklüğünü ve sayısını azalttığını göstermiştir. Bu yüzden ilaç tedavisinin yanısıra düzenli olarak alınacak natürel Omega-3 balık yağı ile iyileşme oranında artış
sağlanabilir.
Vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirir
Natürel Omega-3 balık yağının düzenli olarak alınması kan dolaşımını dengeleyip hücre gelişimine fayda sağlayarak enfeksiyorlara karşı vücudun savunma sistemini de kuvvetlendirir.
Omega-3 balıkyağının diğer yararları
Kan şekeri seviyesinin kontrol altında tutulmasını sağlar.
Kadınların adet ve menapoz döneminde yaşadıkları sorunların en aza indirilmesine yardımcı olur.
Çok sayıda kadını orta yaş sonrası etkileyen kemik erimesi hastalığının tedavisine de katkıları vardır.
Böbrek hastalıklarında böbrek fonksiyonu kayıplarını yavaşlatır.
Omega 3'ün Üç Yapısal Bloğu : Gençlik, Güzellik ve Akıl Sağlığı
Gün geçmiyor ki omega-3’ün gençlik, güzellik ve akıl sağlığı üzerine olumlu etkileriyle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkmasın. Mucizevi bir kaynak olan omega-3 hangi hastalıklara iyi geliyor, vücudumuzu nasıl koruyor, hangi besinlerden alınmalı merak ediyorsanız bu yazıyı okuyun.
Omega-3 yağ asitleri sayesinde trigliseritler ve kolestrol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları kalp krizi ve akut inme riski azalır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kansere karşı koruma sağlanır, beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir, insülin artar (diyabet için faydalı), kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler, yangı önleyici etkisiyle romatizma hastalıklarına karşı koruma sağlar.
Anne-bebek sağlığındaki rolü
Omega–3 yağ asitleri, anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimine aşağıdaki şekilde yardımcı olabilir:
Bebeğin beyin ve retina gelişiminin desteklenmesi. Erken doğum riskinin azaltılması. Hamilelik süresinin ve bebeğin doğum ağırlığının artırılması. Doğum sonrası depresyondan korunulması. Omega–3 yağ asitleri ayrıca çocuğun matematik zekâsının geliştirilmesine, okuma, telaffuz ve yazma becerisinin artırılmasına yardımcı olabilir.
Göz sağlığındaki rolü
Yüksek doz omega- 3 alımı gözde yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta hasarları riskini önleyebilmektedir. Omega- 3 yağ asitleri eksikliğinde, retinada görme fonksiyonunun azaldığı tespit edilmiştir.
Kalp- damar sağlığındaki rolü
Omega- 3 tüketenlerde koroner kalp hastalığına bağlı ölümler daha düşük bulunmuştur. Omega- 3, kalp ve damar sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:
Kalp- damar hastalığı riski olanların ya da bu hastalığa yakalanmış olanların kalp sağlığını korumaya yardımcı olunması.
Damar sertliği oluşumunun yavaşlatılması.
Kalp hastalıklarında” kötü kolesterol “ ün (LDL) düşürülüp,”iyi kolesterol” ün (HDL) artırılması.
Kalp krizi sonrası felç, ikinci bir kalp krizi ya da ölüm riskinin azaltılması.
Kemik- eklem sağlığındaki rolü:
Antienflamatuar etkisi vardır, ayrıca kas- iskelet sistemi ve bağışıklık üzerinde faydalı etkileri bulunmaktadır. Omega- 3 kemik ve eklem sağlığındaki başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:
Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak güçlenmelerinin sağlanması. Eklem iltihabı ve kıkırdağa zarar veren enzim aktivitesinin azaltılması. Eklemlerde hassasiyet ve sabah sertliğinin azaltılması. Romatoid artritli hastada ilaç ihtiyacının azalması.
Zihin sağlığındaki rolü:
Omega- 3 yağ asidinin beyin ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde çalışmasındaki etkileri yapılan pek çok araştırmada ortaya konmuştur. Omega- 3 beyin ve sinir sisteminde başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:
Depresyon tedavisinin desteklenmesi. Bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin azaltmasına yardımcı olması. Ruh hali, yoğunlaşma, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına karşı yardımcı olması. Saldırganlık azaltmaya ve sakinleştirmeye yardımcı olması. Mizaç, tepkisellik ve kişilik üzerinde olumlu etkileri olması.
Omega-3 yağ asitleri özellikle DHA ve EPA doğal birer ilaç gibidir. Çocuklar daha anne karnında iken Omega-3 yağlarına ihtiyaç duymaya başlıyor.
Bu ihtiyaç yaşlılıkta da devam ediyor. Omega-3 yağ asitlerinin koroner kalp riskini azalttığı biliniyor. Bu yağlar iyi kolesterol HDL’yi artırıyor. Kalp ritim bozukluklarını önleyebiliyor. Pıhtılaşma hücreleri trombositlerin yapışkanlığını azaltarak pıhtılaşmaya bağlı damar tıkanması riskini de düşürüyor. Omega-3 yağlarının kanı incelterek felç riskini düşürdükleri, beynin kanlanmasını güçlendirdikleri, bellek sorunlarını azalttıkları da biliniyor.
BELLEĞE ÇOK FAYDALI
Bellek için yararlı etkileri özellikle bebekler ve büyüme çağındaki çocuklarda daha da önemli. Bu yaştaki çocuklarda öğrenmeyi, problem çözme yeteneğini özellikle DHA’nın iyileştirdiği biliniyor. Bu yağlar bebek ve çocuklarda gözlerin görmede temel işlevler gören retina tabakasının gelişmesini destekliyor. Yaşlılarda sarı noktanın zayıflamasına bağlı görme kayıplarını azaltıyor.
Omega-3 yağlarından zengin beslenenlerde Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığı daha düşük oluyor. Omega-3 yağlarının kan basıncı kontrolünü kolaylaştırdığı biliniyor. Çünkü Omega-3 yağları atardamar duvarlarının esnekliğini artırıyor. DHA ve EPA’nın kanserden koruduğu da biliniyor. Özellikle meme, prostat ve kolon kanserinden korunmada bu yağlar faydalı oluyor. Yiyeceklerle bol miktarda DHA kazananlarda bağışıklık kökenli sağlık sorunlarına ve romatizmal problemlere de seyrek rastlanıyor. Omega-3 yağlarının depresyona yakalanma olasılığını azalttığı, depresyonun tedavisini kolaylaştırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
ÇOCUKLARDA ÖĞRENMEYİ DESTEKLİYOR
Çocuklarda dikkat yetersizliği hiperaktivitesi ile mücadelede özellikle DHA son derece etkili bulunuyor. Kısacası Omega-3 yağları gerçek birer sağlık mucizesi. Bu yağların her üçünü de vücudunuza doğal yolla mümkün olduğu kadar fazla miktarda kazandırmaya çalışın. Günde ortalama 10 gramdan fazla Omega-3 yağ asidi yiyen Grönland Eskimoları’nın beyin kanaması ve kalp krizi ile neredeyse hiç tanışmadıklarını unutmayın. Omega-3 yağlarından faydalanmanız için sizin bu kadar fazla miktarlara da ihtiyacınız yok. Günde 2-3 gram Omega-3 kazanmanız yeterli olacaktır. Şimdilik günde en az 150-160 mg EPA ve DHA tüketmeyi hedeflemek gerekiyor. Unutmayın, Omega-3 yağlarını yeterince alamazsanız ürettiğiniz hücrelerinizin zarları yeteri kadar sağlam olmaz. Güçsüz, zayıf, kalp krizine, kalp ritim bozukluğuna, felce, kansere, insülin direncine eğilimli hücreler üretirsiniz. Omega-3 yağlarından faydalanmayı bir alışkanlık haline getirin.
Omega-3’lerin 15 yararı
Beyni geliştiriyor.
Görmeyi güçlendiriyor.
Felç riskini düşürüyor.
Kalp krizini engelliyor.
Ritim bozukluklarını azaltıyor.
Belleği destekliyor.
Kilo verdiriyor.
Hangi besinlerde Omega-3 var
Omega-3 yağlarını vücut üretemiyor. Dışarıdan besinlerle alınmaları gerekiyor. Omega-3 yağlarının kaynaklarını biliyorsunuz ama biz bir kez daha hatırlatalım: Bu yağlar en çok balıkta bulunuyor. Özellikle soğuk sularda yetişen yağlı balıklarda. Su ne kadar soğuksa balığın Omega-3 üretimi o kadar fazla oluyor. Bunun nedeni Omega-3 yağlarının balık vücudunu soğuktan koruyan bir antifriz görevi yapmaları.
Kuzey denizinde yetişen somonlarda veya Karadeniz dağlarının çaylarında büyüyen alabalıklarda Omega-3’ün daha fazla olmasının sebebi bu olmalı. Muhtemelen Karadeniz balıklarında Akdeniz’dekilerden daha fazla Omega-3 bulunuyor. Ama siz her balıkta size yetecek kadar Omega-3 bulunduğunu düşünebilirsiniz. Bu yağlar cevizde, keten tohumunda ve yeşil yapaklı sebzelerde de bulunabiliyor. Keten tohumu yağı kullanarak, (taze kullanmaya, koyu renkli şişede ve buzdolabında saklamaya dikkat edin) ekmek ve kurabiyelerinize keten tohumu ekleyerek daha fazla tam buğday, fındık tüketerek ve salatalarınıza daha çok semizotu ekleyerek vücudunuza daha çok Omega-3 yağı kazandırabilirsiniz.
kaynaklar :
anneyiz.biz
rastgelsin.org
7gunsaglik.com
deva43.blogcu.com
|